29/07/2009
"Saygıdeğer
Yüzme Ailesi,
Amerika’dan geleli
3 yıl oldu ve bu süre içerisinde emin olun DEHŞETE
KAPILMA alanında tek kelime ile ‘’profesör’’ ünvanı
aldım.
Yahu nedir bu
insanların çekemedikleri, anlayamadıkları,
düşünemedikleri, planlayamadıkları?
Bir ülke bir alanda
başarı sağlamak istiyorsa, yapılacak şey çok evet çok
çok basit. Diyelimki alan YÜZME SPORU.
Bu sporda başarıyı
getirenler kim? YÜZÜCÜLER.
Yüzücüleri başarılı
olmaları için çalıştıranlar kim? ANTRENÖRLER
Eh eğer antrenörler
adam gibi çalışır sporcularını yetiştirirlerse mutlaka
başarı gelecektir.
BU NEDEN TÜRKİYE’DE
OLMUYOR?
Çünkü antrenörler
rahat değil. Neden mi? Bakın şu sitelere. Devamlı
eleştiri, dedikodu, o onu dedi, bu bunu dedi, federasyon
şunu yaptı, yada yapmadı, Haluk Okur ne demiş, Ahmet
Bozdoğan onu demiş, Bursalılar ne demiş……falan fişmikan.
Bütün bunlardan
bende nasibimi alıyorum. Evet, bende yazdım Prag’da ne
eksikliklerimiz olduğunu. Daha önce gittiğim 1 Dünya
Şampiyonasından ve 5 Avrupa şampiyonasından sonrada
yazmıştım ama onlar açığa çıkmadı ve o zamanki
Federasyon yazdıklarıma hiçbir reaksiyon göstermedi.
Yani eksikler hala eksik.
Başıma gelenler
bunla bitmiyor. Bilindiği üzere aralık 2008 den beri
8-9-10 yaşlar ve 11-12 İstanbul Kış seçme
yarışlarının madalya ve kurdelelerini kendi
olanaklarımla yaptırıp takımların kulüplerine kadar
getirip dağıttım. ( bu arada söyliyeyim, bana sadece
Sayın Ahmet Bozdoğan, cebinden 200 TL yardım etti bu
masraflar için. Federasyondan bir kuruş dahi almadım.
Bunu size federasyon, mutemetleri veya sayın Nilüfer
Sanvar teyit edebilir) ve en son 11-12 yaşlar yaz
İstanbul seçmelerinde de teknik toplantıda madalya
verilmeyeceği ortaya çıkınca, müsabaka baş hakemi Sayın
Selim Otöbüsçü, İstanbul Yüzme Ajanı Sayın…………….. ve
Yüzme Federasyonunun da onayı alınarak telefonla hemen
madalya ısmarladım. Hali ile de masraflarını üstlenmek
üzere iken sayın Savaş Taftaf;
-Hocam biz
antrenörler olarak sana yardım etmek istiyoruz .
dedi ve 3 gün
süresince para topladı. Madalyalar 595TL tuttu ve Şavaş
Hocam birçok kulüpten bana 305 TL getirdi. Gerisini ben
tamamladım.hepsine yürekten teşekkür ediyoruz!! İşte
gerçek TÜRK YÜZMESİ DAYANIŞMASI böyle olmalı.
Fakat
ısmarladığımız madalyalar 1. Gün gelmesi gerekiyorken
geç kaldı. Bende bir anons yaparak;
-Antrenörler
aramızda para toplayarak madalya ısmarladık, geç kaldı
ama gelir gelmez dağıtılacak dedim. Hatta sağolsun
millet bir alkışla hepimize teşekkür ettiler.
Ama ertesi gün Alt
Yapı Teknik Kurul Başkanı Han Batur Hoca bana gelerek,
yahu hocam sen dün eline mikrofonu alıp ben cebimden
para verip madalya yaptırdım…afferim bana demişin
diyorlar , doğrumu bu dedi……Allah!! Başımdan kaynar
sular döküldü…ve anında da beni bunu söyleyen iki
antrenörle yüzleştirdi. Benim oğlum yaşında olan bu
şahısların kem kümleri ile karşılaştım. Allah’tan
etraftakiler benim hakikaten ne anons yaptığımı onlara
hatırlattılar.
Benim bu
madalyaları yaptırmamdaki tek sebep o hayatımızı
adadığımız, eşimizden, dostumuzdan, evladımızdan çok
vakit geçirdiğimiz ve çok sevdiğimiz sporcularımızın çok
hak ettikleri madalyalarını almalarıdır. Ben 40 yıldır
antrenörlük mesleğine kendimi adamışım, millete para
verip madalya yaptırdım diye anons yapacak kadar salak,
tecrübesiz ya da vicdansız değilim. Teşekkür
edeceklerine bana çamur atmayı seçen bu kişiler işte
yukarıda belirttiğim antrenörleri boş boş sebeplerden
rahatsız edenler sınıfına girenlerdir.
Gene, 11-12 yaş
Türkiye şampiyonasında kabak benim başıma patladı.
Tasnif dışı yüzdürülmek istenen bir yüzücü varmış. 5
antrenör bana gelerek bu durumu bildirdiler, hocam sen
büyüğümüzsün gidip öğrenebilir misin neden oluyor bu?
diye.
Sayın Selim
Otöbüsçü’ye, bu olanak niye sadece BİR YÜZÜCÜYE
tanınıyor da diğer sporculara tanınmıyor diye sorduğum
için tüm tepkileri gene ben yedim. Benim bir takıma ya
da bir yüzücüye yönelik hiçbir şikayetim olmadı. Evet,
gene, dedikodu kumkumaları hemen boyutları uzatıp
kişileri birbirine düşürüp köşelerinden olanlara kıs kıs
güldüler. Ben imza topluyormuşum…hah hah ha ne komik ya.
Bu arada, İsmini bile bilmediğim hiçbir samimiyetim
olmayan ve saygı nedir bilmeyen kulüp antrenörü, bana
hayat felsefesi dersi vermeye kalktı…..yanımdan geçerken
TERBİYESİZ! Diye söylenen veliler de cabası.
Oysa Sayın Teknik
Kurul Üyeleri bu meseleyi Teknik Toplantıda gündeme
getirmeyi UNUTMUŞLARDI??? Yani
asıl kabahat onlardaydı ve çok enteresandır ki
kimse onlara terbiyesiz demedi veya hayat felsefesi
öğretmeye kalkan saygısız antrenörler de olmadı.
İşte sevgili YÜZME
SEVERLER, Türk Yüzmesi bu. Onu bu hale getirenler
utansın!
Ben buraya evimi
barkımı, evladımı Amerika’da bırakıp sporcu yetiştirmeye
geldim ve alt yapılarımızdan 12 yaşlara kadar Amerikan
sistemi ile çalışmalarımızı 3 yıldır oturttuk.
Sporcularımızı herkes görüyor. 13 ve üzeri
takımlarımızda eski sistemlerden yenisine ellerinden
geldiği kadar alışarak yollarına devam ediyorlar.
Yahu ben Amerika’da
30 yıl Antrenörler ile can ciğer kuzu sarması idim.
Kimse kimsenin arkasından söz etmezdi, herkes
birbirinden fikir alır setler verir ve bilgi alışverişi
hep yapılırdı. Birbirimizin evine gider et pişirir,
konuşur, sosyal faaliyetlerde bulunur ve en önemlisi
huzur içinde ilişkilerimiz olurdu. Havuzdakinde
gülüşülür diğer antrenörün hataları ve kötü anları
diğerleri tarafından paylaşılırdı, iyi yüzen yüzücü
tebrik edilir, seyirciler her sporcuyu alkışlar, havada
spor GERÇEKTEN neden yapılıyor rüzgarı eserdi. Oysa
burada, antrenörler gurup gurup ayrılmış. Federasyonu
sevenler vs sevmeyenler…hay Allah ne komik
yahu….federasyonu seven ve sevmeyen hakemler bile
var….guruptan geçilmiyor…hah birde tezahüratlar var
(benim kendi takımım dahil….) Hemen, ‘’EN BÜYÜK FALAN
FİLAN BAŞKA BÜYÜK YOK’’ Sloganı patlıyor. Yahu neden en
büyük bu ya da şu olmak zorunda? Her yarışın bir büyüğü
var, onlarca büyük var, bence bu yarışlarda yüzen, spor
yapan, alışveriş merkezlerinde kıçı yere değen
pantolonlarından kıçı gözükerek sigara elde dolaşmayan,
küçük yaşta duvar köşelerinde bira içmeyen, o müsabakada
yüzen HER sporcu EN BÜYÜK.
Sonuç olarak şunu
söylemek istiyorum. Ben geldiğimden beri diyorum ve hala
derim ki, bırakın artık şu eski kafalılığı, sporculara
para vermeyi, yıllardır olimpiyatlarda madalya
getirmeyen sistemi. Anadolumuz ne Michael Phelps lerle
dolu, yeni bir sistemle küçükten yeni bir başlangıç ile
çalışalım.
Tüm antrenörler
birleşip bu programa katkı verelim. İngiltere’nin
yaptığı ortada, Avustralya’dan getirdiği adama TÜM
YETKİLER verildi. En alt yapıdan başladı ve 9 yılda
Avrupa şampiyonasında 2 madalyadan 38 madalyaya
çıktılar. Adam ‘’JOHN ATKINSON’’ tek başına teknik kurul
ve tek başına tüm ülkenin yüzmesinden sorumlu adam
olarak iş yaptı veeeee an önemlisi TÜM İNGİLTERE YÜZME
CAMİASI onu harfiyen dinledi. Ben Amerika’da 30 yıl bu
işi yaptım, bir katkım olsun diye bazen bir şey
söylüyorum…herif Amerika’dan gelmiş kendini bi şey
sanıyor diye kimse takmıyor.
Lütfen bırakalım
bir birimizi yemeyi de şu ülkenin yüzmeye yatkın minicik
çocuklarını bulup yeni bir sistem ve anlayışla
başlayalım 10-12 yıllık SERÜVENE!!!
5-6 yıl katılmayalım Dünya-Avrupa şampiyonalarına,
paramızı biriktirelim, test ve kamp merkezlerine
harcayalım o paraları, gidelim daha müsait ve gerekli
yarışlara. Sürü sepet gitmeyelim az ve öz gidelim 5-6
yıl……5-6 yıl sonra da gidince aslanlar gibi gidelim,
masörümüzle, laktik asit testçimizle, film çekicimizle,
takım menajerimizle, diyetisyenimizle, psikoloğumuzla….
Eğer ben bu
SERÜVENİ 40 yıl
antrenörlük yaptıktan sonra ve 56 yaşımda ÇOK HEYECANLI
buluyorsam, o zaman hadi bakalım çıkın meydana…………."
Suha Tokman
Türk Yüzme sever