Sevgili Yüzme Dünyası,
Bu
defa saygıdeğer meslektaşlarıma yönelik bir yazı yazayım dedim.
İnşallah bir şeye benzer!!
Kış
sezonunun ortasına geldiğimiz şu sıralarda, antrenmanlarımız da çok
yoğun olmaya başladı ve tabi ki sinirler de gerildi.
Biliyorum ki, hepimizin en çok zorlandığı konu, antrenman esnasında
yüzücülerimiz ile yaşadığımız sorunlardır. İdman öncesi mutlu bir
şekilde sarılmalar, gülücükler ve neşe ile geçen ısınma öncesi
zamanı, antrenman ilerledikçe yerini kızgınlığa, tatsız konuşmalara
ve kırıcı sahnelere bırakabiliyor.
Eh…sonrası malum. Ağlamalar, zırlamalar, veliler, telefonlar,falan
filan…oohooh!!!
Şuna
eminim ki hepimiz sonunda üzülüyoruz bu olanlara. Eh peki neler
yapmalıyız bu konuda, daha dikkatli olmak için ? Benim uyguladığım
ve gerçekten çok yardımını gördüğüm çeşitli yöntemleri paylaşmak
istiyorum.
Bence antrenman için antrenör, havuza gelen ilk kişi olmalıdır.
Kendine, yüzücülerin havuza geldiklerini görecek bir yer seçerek,
içeriye giren yüzücülerin o günkü ruh hallerini, vücut lisanlarını
okuması ve sporculara ona göre davranması çok yararlı olacaktır. Bu
davranış antrenörün o gün için çok daha etkili bir çalışma
yaptırmasını sağlayacaktır.
Gün
boyunca mutsuz olaylardan etkilensek bile, yüzücülerimize bunu belli
etmemeliyiz. Bizler bir bakıma sahneye çıkan sanatçılarız ve ne
olursa olsun sporcularımıza iyi ve mutlu bir ortamda çalışma
sağlamalıyız.
Şunu
hiç unutmamalıyız ki, her yüzücüye ya arabada eve dönerken ya da
akşam yemeğinde…’’antrenman nasıldı? ‘’ sorusu veliler
tarafından sorulacaktır.
Peki, yüzücü ne cevap verecek ?? Bağırma, çağırma mı vardı, sert
miydiniz?, münakaşa, kızma oldu mu?
Bence yüzücünün antrenmanı ‘’pozitif ve çok güzeldi’’
diyerek tarif etmesini bizler sağlamalıyız…
Bir
de sırf zevk olsun diye bizleri kızdırmak isteyen ve biz kontrolü
kaybedip idmanın tadı kaçınca kıs kıs gülen sporcular da mevcuttur…
Eminim şimdi bunu okuyan meslektaşlarımın……’’ah işte bende
onlardan var.’’ dediğini duyuyorum sanki.
Bu
tiplere de gençliğimde kızıp, boynumdaki damarlar parmak
kalınlığında çıkana dek bağırdığım olmuştur.
Fakat sizlere tavsiyem şu; hiç uğraşmayın ve onlara fırsat
vermeyin. Sabır, sabır, sabır. Siz kızmadıkça göreceksiniz onlar da
pes edeceklerdir.
Eminim benim dışımda bu problemlere dahiyane çözümler getirmiş ve
başarılı olmuş antrenörlerimiz vardır. Keşke bir gün Amerika’da sık
sık yaptığımız gibi, biz çalıştırıcılar, oturup bu tip eğitimsel
fikirleri paslaşan yapıcı sohbetler etsek.
Emin olun bir araya geldiğimizde devamlı Türk Yüzmesinin
problemleri, kim kaç para maaş alıyormuş, kim kimle flört ediyormuş,
kim milli takım antrenörü olmuş da öteki niye olamamış, başkan şunu
demiş, teknik kurul onu demiş, şu web sitesinde o ona ne demiş
mevzularından tek kelime ile gına geldi.
Hepinize mutlu antrenmanlar diliyorum sevgili meslektaşlarım.
SUHA HOCA