Rapor 2
-
Ekiplerin büyük bölümü, kampüs içindeki Tepe Otel’de kaldı. Bazı
kulüpler 2 bazı kulüpler 4-5-9 gibi sayılarda sporcu getirmişti. Yani
çoğunun altında araç yoktu. Havuz ile otel arasındaki ulaşım sorunu
çıkınca, birkaç kulüp ortaklaşa servis tutup bu sorunu çözdü.
-
Sabah saat 8’de başlayan ısınmalar 9:15 te son buldu ve hakemler yine
dünkü gibi müzik eşliğinde havuz güvertesindeki yerlerini aldılar.
-
İlk düdük çaldı ve yarışlar başladı. Bu yarışın en büyük özelliği,
seçmelerin yapılacağı yaşlardaki yüzücü sayısındaki çokluk idi. Yani
büyük yaş sporcu sayısı azdı. Bu yarışın akredite yarışı olduğu
söyleniyordu. Ancak Fina gözlemcisi yoktu ve akrdite yarışı 26-29
haziran’daki yarışta yapılacaktı.
-
Yarışmalar açıkyaş olarak yapıldığı için çekişmeli geçti.
-
Yarışmaların en sempatik kişisi, hiçşüphesiz ki, havuz görevlilerinden
Filiz hanım idi. Yanımıza gelip, dün yazdığımız raporun devamı var mı
dedi. 2 ncisi var dememize rağmen o, 1nci devamı olacağı ve yazının
eksik olduğunu iddia ediyordu. Bizim yazılarımızın en büyük müdavimi
olan Filiz hanımı inandıramadık. Ama çok yakında yeni gelişmelerin yer
alacağı Editörün Klavyesinden köşesinin bu yazının devamı olacağını
söyledik.
-
Yarışmalar sürerken, havuzun kantin bölümünde bir başka müsabaka vardı.
Halk arasında pinpon oyunu denilen, ancak gerçek adı Masa Tenisi olan
bir müsabaka sürüyordu ki, adeta kıran kırana geçiyordu. Kulüp ayrımı
gözetmeksizin raket bekleyenler kuyruğa girmişti ve bir masada Alp Yokay
öbür masada Timur Dellaloğlu önüne geleni deviriyordu.
-
Bu yarışlarda bizi performansı açısından üzen tek şey, Altınok kardeşler
idi. Biz önce bir “protesto mu var da bu kadar yavaş yüzüyorlar” derken
konuyu bir antrenöre sorduk. “Kondisyon sorunu” dediler. İçimiz
rahatladı. “Mert ve Emre. Size nazar değdi galiba. Övündüğümüz
sporcularsınız. Öyle yüzmeyi bırakmış da 6 ay sonra geri dönmüş gibi
yüzmeyin. İnanın üzüldük. Biz sizin dostunuzuz. Ve dostlar acı söyler.”
-
Yılların yüzme duayeni ve GS’nin vazgeçilmez hocası Yılmaz Özüak
hocamıza, 2 ay önce geçirdiği katarakt ameliyatı için geçmiş olsun
dedik. İkinci bir geçmiş olsunu da, ayağının bir tanesinde ortaya çıkan
bir sorun nedeniyle hafif aksamasından dolayı diledik. Hocam geçmiş
olsun.
-
Havalı hakem olur da havalı antrenör olmaz mı. Oluuur. Selam vermek için
gözgöze gelmeye çalıştığımız antrenör sayısı bu yarışmada biraz
fazlaydı. Çünkü, Çok Uluslu Yüzme müsabakasında 23 arkadaşımızdan ilk
kez “yurt içi milli” olanlar vardı. Ve bunların bir kısmı buradaydı ve
millilik şokunu da atlatamamışlardı. Neyse “inşallah ikinci millilik
sonrası yeniden görüşür, bazıları ile tanışır ve bazılarının görüş
alanına gireriz” diyoruz.
-
Öğleden sonra seansı için herkes tekrar otellerine döndü ve valizlerini
toplayıp hesaplarını ödedi; valiz ve çantalarını otel lobisindeki
malzeme odalarına koydu.
-
Öğleden sonra seansı 15:00’da başladı. Bu arada Kocaeli, Denizli ve
Kahramanmaraş’ta yapılan A7 yarışlarının sonuçları gelmeye başladı.
Sonuçlar mail adreslerimize verildi. Ama, oteldeki internet bağlantısı
kopunca özellikle turkyuzme.com olarak size sonuç ulaştıramadık. Özür
diliyoruz.
-
Servisler ile havuza gittik. Havuzun iç kısmına girerken, özellikle
bayanların çoğunlukta olduğu hakemlerin arasından geçerken, “sitemli
laflar” yedik. “Çok güzel yazmışsınız. Tebrikler” diyen 3 bayan hakem,
“efendim” sözümüze cevap vermeden bayanlar tuvaletinin yolunu tuttular.
Yani konuşamadık. Canları sağolsun. Biz Türkiye’deki eleştiri misyonunu
elimizden bırakmama konusunda kararlı olduğumuzu ve mavi boncuk
dağıtanlara prim vermemeyi ilke edindiğimiz için, bu kararlılığımızı
sürdüreceğimizi bir kez daha buradan yineliyoruz. “Yiğidin hakkı yiğide”
diyoruz.
-
Öğleden sonra seansını dün olduğu gibi yine As Başkan Tuğrul Dellaloğlu
ile izledik. Protokolde Fenerbahçe’nin Ukrayna doğumlu yüzücüleri ile
antrenörleri oturduğu için Tuğrul baba seyircilerin arasında oturuyordu.
Bir ara Filiz hanım protokole gelip bu sporcu antrenörleri kibarca
tribünlerdeki diğer koltuklara davet etti. Bir daha oturan olmadı.
-
Tuğrul baba demiştik. Laf karıştı. Bugünkü takım elbisesi farklıydı.
Yanıma geldi ve “kravatsız olduğumu yazmışsın” dedi. “Yalan mı Başkanım”
dedik ve gülüştük. Dellaloğlu, kravat takmasa bile bizim gönlümüzde o
hep kravatlı ve gülüşü ile yüzme kamuoyunu rahatlatan bir yüzü var.
Görüntüsü bir baba ve sorunlara olan yaklaşımı ile hep takdir kazanan
bir yönetici.
-
Öğleden sonra yarışları da heyecanlı başladı. Gizem Bozkurt rekor kırdı.
100 m. bayanlar kurbağalama yarışında, çoğu sporcu verilen dereceyi
yüzemedi. Yüzücülerde genelde bir yorgunluk hakimdi. Yine kantinde maç
vardı. Bir ara GS’nin Samsun’lu taraftarları geldi ve kayboldu.
-
En güzel olay ise, hangi havuza giderseniz gidin, kantinlerdeki fiyat
politikasıdır. Yani yarışma cumartesi ve Pazar günü ise, cuma günü gidip
aldığınız malın fiyatı 2 gün boyunca ikiye katlanır. Pazartesi günü
eskiye döner. Bu durumu yapan kantincileri kınıyoruz. Samsun’daki
kantincileri ise bu kınamanın dışında tutuyor ve fiş verdikleri için
kutluyoruz.
-
Yarışmalar 16:30 sularında sona erdi. Ve inanın 15 dakika içinde havuz
tamamen boşalıverdi. Biz de dostlar sayesinde otobüs firmasının
yazıhanesine ulaşıp oradan şehrimizin yolunu tuttuk.
-
Bir başka yarışta buluşmak üzere. Hoşçakalın.