TÜRKİYE KISA KULVAR

KATEGORİ YARIŞLARI

İSTANBUL

25-29 ARALIK 2007

TURKYUZME.COM  tüm sporculara başarılar diler.

1.Gün Raporu

Havuzun içi özene bezene hazırlanılmış. Gerçekten çok güzel enstanteneler var. Tribünlere çıkıp aşağıya bakınca, sol tarafta dizi dizi kulvarlar, sağ tarafta ise 6-7 kulvarlık bir ısınma ya da soğuma bölümü göze çarpıyor.

Su ısısı 27-28 dolayında. Tansiyonu yükletecek hiçbir davranış yok. Herkesin yüzü gülüyor.

Günaydınlar ve merhabalar havada uçuşuyor.

Isınmaya yeni girenler ile ısınmadan çıkanlar hiç kulvar telaşında değil. Antrenörler düdük çalmıyor. Havada sadece su sesi hakim. Maalesef müzik yok. Arada bir “hadii hop” gibi çıkışlar veriliyor. Kimi hocalar da “take your mark’s” sözünü öyle bir söylüyor ki, bunu ne Amerika’lısı ne de İngilizi anlar. “Tiyuur marrr” Ne anlarsan anla....

            Bir gün önce yapılan Teknik Toplantıda izleyiciler için davetiye dağıtılmıştı. Seyirci giriş kapılarında kontrol falan yok. Elini kollayan sallayan içeriye giriyor. Davetiyeler elimizde kaldı. Boynumuzdaki akredite kartlarına bile bakan yok. Oysa birisi durup sorsa, göğsümüzü gere gere, biz sporcuyuz ya da antrenörüz falan diyeceğiz ama,şimdilik bu zevkten mahrumuz.

            fbyuzme.com’dan Murat ve gsyuzme.com’dan Murat Özüak arkadaşlarımız ellerinde makineleri flaş patlatıyorlar. Biz de onları çekiyoruz.

            Havuzun sol tarafından dev bir projeksiyon perdesi var ve üzerinde Ulu Önder Atatürk’ümüzün fotoğrafları geçiyor. Ardından suyun faydaları ve yüzmenin faydaları gibi özlü ve güzel bilgiler aktarılıyor.

Yayının nereden yapıldığını merak ediyoruz. Gözlerimize inanamıyoruz. Protokol tribününün önündeki masanın üzerinde ve 30 metre uzaklıktaki cihazdan yayın yapılıyor. Teknolojiye hayran olarak başımızı alt salona çeviriyoruz.

            GS havuz çalışanları koşuşturuyorlar. Bir ara herkesin danışmaya “anne” diye seslendiğini duyuyoruz. Sonradan yanıldığımızı anlıyoruz.. Havuzun en kilit elemanı olan Sekreter Hande’ye sesleniliyormuş. Hande derken h ve d’yi yutanlar anne gibi seslendiği için bir an şaşırıyoruz. Sekreter Hande, “bu sefer daha güzel fotoğrafımızı yayınlarsan seviniriz” diyor. “Selam Hande, zayıflamışsın. Tebrikler “ diyor ve “okey” diyerek oradan ayrılıyoruz. Havuz sorumlusu Timur bey de bizi yakalıyor ve “ben de zayıfladım. Yalnız beni fotoğrafımı yandan çek” diyor. (Fotoğraflar sayfasındaki açık mavi tişortlu yan duran yakışıklı)

            Yarışlar tam 9:30’da başlıyor. Başhakem Niyazi Dirim.

            Yarışmalar yaşa bakılmaksızın, gözlemciler tarafından gönderilen derecelere göre yüzdürülüyor. Bazen bir abi ile yarışan çocuğu ya da ablası yaşında sporcu ile yüzen kızları görebilirsiniz.

            Bu nedenle seçmeler biraz tatsız geçiyor. İlk seride yüzen 8 kişiyi seyret, sonra yukarıya kantine çık, bir çay alıp tarasa geç. Sigara içiyorsan yak bir tane. Ama gözün bir sonraki seriyi takip etsin.

            Bunu yıllarca söyledik. Yazdık. Ama maalesef dinleyen yok. Biz yazmaya devam edelim. Elbette bir dinleyen çıkacak.

            Skorbord’lar sorunsuz çalışıyor. Ancak başındaki kişi OBG firmasından Oğuzhan bey değil, başka bir firmadan Ahsen’i görüyor ve şaşırıyoruz.

           

FİNALLER VE AÇILIŞ

            Finallerin ısınmaları sakin geçti. Ortamda su sesi ve bu kez düdük sesi vardı. Müzik yine yoktu. Çıkışların verildiği cihaz arıza yaptı ve 2-3 dakikalık bir “cııır” sesinden sonra tamir edildi.

            Saatler 16’yı gösterirken Merkez Hakem Kurulu’ndan Cehabir Çulhaoğlu ile Niyazi Dirim’in üzerinde lacivert tişortlar ile alt ve üst giysileri  beyaz olan hakemler sırayla havuza girdiler. En önde Türk Bayrağı taşıyan bir sporcu vardı.

Müzik eşliğinde yürüyen bu korteji ellerinde kulüp bayrakları olan ve daha önceden her kulüpten bir bayan ve bir erkek olarak duyurusu yapılan sporcular takip etti. 

Herkes yerine yerleştikten sonra sekreteryada görevli bayan hakem, “Sayın Yüzme Federasyonu Yetkilileri, Sayın Kulüp yöneticileri ve sporcular” dedi. Halbuki orada Federasyon Başkanı Dr. Aydın Karakuzu ve çok sayıda antrenör vardı. Hafif içimiz burkuldu. Ve de üzüldük.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasından sonra Federasyon başkanı Sayın Karakuzu, kürsüye davet edildi. Törenin başından itibaren 3 kamera ile görüntüleri canlı olarak perdeye veren ekip, “kasıtlı olmasa gerek” suyun ve yüzmenin faydaları konulu yayına başladı. Başkan önündeki yazılı konuşmayı okurken, çok kişi perdeden suyun faydalarını okudu. İnanın sinirden başkanın ne söylediğini anlayamadık.Ancak başkanın bir ara Avrupa Kısa Kulvar yarışını aldık ve Comen’i aldık dediğini duyduk.

Başkanın kısa süren konuşmasının ardından İstanbul İl Müdürü Tamer Taşpınar davet edildi. Ekip hemen faydalı bilgileri kaldırıp, il müdürünü yürüyerek kürsüye gelmesinden gidişine kadar yayınladı.

Başkan Karakuzu, yüzlerce kulübü ve sporcu ile Yüzme Dünyamızı temsil ediyor.

Bu durumu turkyuzme.com olarak protesto ediyoruz.

 

Final yarışlarına geçildi ve ilk olarak 200 m. erkekler serbest yarışı yüzüldü. “Bu çocuğa dikkat edelim.” diyeceğimiz ve saygılı ve bir o kadar efendi bir sporcunun performansı dikkatimizi çekti. Yarışın başından sonuna kadar temposunu artırarak sürdüren bu yüzücü Arda Gürdal’dı. İnanın seyrederken hayran kaldık. Aferin Arda. Sana bir değil iki madalya verilmeliydi.

Büyük yaş gurubunda ise Aytekin Mindan, son saniye golü ile birinciliği Kaan Tayla’ya sundu. Aytekin işi baştan sıkı tutmadı gibi geldi. Sakin başladı. Son anda atağa kalktı. Birinci 01:51,42 ikinci 01:51,74.

50 m. kurbağalama bayanların sonucunu Buse’yi görünce anladık. Buse klasını yine  gösterdi.00:33,96

100 m. sırtüstü erkekler müsabakasında Derya Büyükuncu yüzeceği için kantin boştu. Taras’tan sigara dumanları gelmiyordu. Yarış önemliydi. Çünkü FB’nin 4’üzlerinden Volkan Atakan vardı. Kimsenin gözü Alp Yokay’ı görmüyordu. O gülüşü ile yüreklere sıcaklık veren ve sempatik Alp’i dikkate alan olmadı. Oysa bize göre bu müsabakaların 1 numaralı adamı Alp Yokay’dı.

Yarış başladı. Herkes Derya ile Volkan’ı izlerken, yarışın son 5 metresinde 5nci kulvardan dehşet bir atak geldi ve skorborda şu sonuç yansıdı. 1. Derya, 2. Alp ve 3. Volkan. Alp Yokay haklı olarak yumruğunu havaya kaldırdı ve öfke ile sevinç karışımı bir yüz ifadesinin ardından suya indirdi. Helal olsun Alp. Seni seviyoruz.

Yarış bitince sudan ilk çıkan Derya oldu. Derya Büyükuncu yerdeki terlikleri aldı ve kendisini alkışlayanları eğilerek selamladı. Sana da bravo diyor ve biz de alkışlıyoruz.

200 m. kelebek bayanlar yarışının favorisi belliydi. Gülşah Günenç ezdi geçti. Ve her zamanki sempatik gülüşü ile kendisini alkışlayanları izledi.

100 Kurbağalama erkeklerde Timur Dellaloğlu klas konuşturdu.Baba Delaloğlu duygu dolu bir yüz ile oğlunu alkışladı.

Büyük yaş gurubunda Ömer Aslanoğlu ile Fb’den büyük rakip Demir Atasoy vardı. Herkes bu yarışın sonunu merak ediyordu. Çünkü Ömer’in performansını Avrupa Kısa Kulvarda görmüş ve gönülden alkışlamıştık. Yarış başladı ve çekişmenin ardından Ömer 01:01,44 yüzerken, Demir Atasoy 01:00,44 yüzerek Yeni Türkiye Rekorunun sahibi oldu.

Ancak ardından gelen anons ile hava buz gibi oldu. Ömer su altında birinci dolfinin ardından ikincisini vurdu denildi ve diskalifiye olduğu açıklandı.

Gelelim 100 m. sırtüstü bayanlar müsabakasına. Bu aralar Nazlı Ege Çalışal ile Gizem Çam ve Nazlı Uzman’ın çok sıkı bir antrenman yaptığını biliyoruz. Hele hele Nazlı, hakikaten soyadına yakışır bir tavır sergiledi. Çalıştı ve aldı.

Bildiğimiz gibi, bayanlar sırtüstü denilince akla gelen ilk isim Derya Erke’dir. Derya için en ufak bir yorum yapmıyoruz. Çünkü yine telefon açıp bize sitem edebilir. Biz sadece bu yarışmanın sonunu yazalım. 1. Nazlı Ege Çalışal. (01:03,92) 2. Gizem Çam.(01:04,08)  3. Derya Erke.(01:04,29)  4. Nazlı Uzman.(01:04,85).

00:54,34 derecesini rekorlara kazıyan adam, hiç şüphesiz FB’nin yurt dışı transferi Serkan Atasay’dı. Gülşah Günenç 400 karışıkta klas konuşturdu. Yarışmalar bayraklarla sona erdi.

Gelelim Teknik Kurula sitemimize.

Bu yarışmalar adeta festival gibi.5 günlük bir kış yarışı çok kişinin yaşamını etkiledi. Sporcular 6 gün okuldan kaldı. GS’nin havuzu yarışlara kilitlendi. Bir sürü sporcu yarış için 5-7 kilometrelik antrenmanları yüzmedi. Federasyonunu yolluk ve harcırah ödemeleri bir o kadar yüklü. Bazı anne babalar işlerinden izin aldı. Bizim gibi akademisyen kökenli antrenörler ise üniversitelerin final haftasına girdiği şu günlerde Beden Eğitimi Spor Yüksekokullarındaki derslerinden kalmamak için illerine geri döndüler.

Bunun adı yarış mı eziyet mi diye kendimize sorarak otobüse Biletimizi aldık ve otobüse binip koltuktan gecenin karanlığına bakarken aklımızdan şu soru geçti. Bu mantıklı bir iş mi. Ya da eziyet mi?

Yarışları şu an bile online olan msn’ci dostlarımızdan öğrenerek ve dertleşerek yazıyoruz.

Oradaymışız gibi yazarak haber vermek üzere hoşcakalın...

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 
 
Turkyuzme.com  -  2007