I. KARADENİZ OYUNLARI

02-08 Temmuz 2007

-TRABZON-

TURKYUZME.COM  tüm sporculara başarılar diler.

5. Gün Raporu: 

            Bugün günlerden  Cuma. Sabah seansı, bazı sporcuların taktik oyunları ile geçti. Yani seçmelerde sadece finale kalabilmek için bastılar. Finalde asıldılar.

            Seçmeler sırasında tören olmadığı için yarışmalar, tam zamanında bitti. Ama finaller tam bir işkenceydi.  Azerbeycan’lı  bir antrenör bize dönüp, “ dünki gibi olacak?”. “ Yok” dedik. “Eyi o zaman, seyreyleyelim.”  Saat 19:00 sıralarında elinde su şişesi ile idari koridorda volta atıyordu.  Tebessüm edip adeta kaçtık. Çünkü daha bayraklar başlamamıştı.

            Bugün size aktaracağımızı çok konu var. Hele hele kızdıklarımız ya da eleştiriye muhtaçlarını saymakla bitiremeyiz. Ama, büyük bir kısmını sırlar dosyasına kaydedip bir azını yazacağız.

            Şu İspanyol Omegacılar yok mu? Bizi gülmekten kırıp geçirdiler. Bu ekibin bu işi ilk defa yaptıklarına kalıbımızı basarız. Niye mi? Niyesi şu: Hani havalı İspanyol kızımız vardı ya. Bugün Ömer Alporal’ın yanına gidip, “sory” demiş ve Yunanistan’ın verdiği listedeki 200 m. kurbağalama derecesini göstererek, “bu dereceyi yazıyorum bilgisayar kabul etmiyor” demiş. Ömer bey listeye bakmış bakmış kıza dönüp “nasıl yani?” demiş. Çünkü verilen derece 02:95,00’ mış. Ömer bey dereceyi görünce sıkıntıyı anlamış ve 9’u 3 yapıp kızı göndermiş. Nasıl çözüm ama. Türk aklı. Alporal çözümü. Bırakın gerisini Yunan’lılar düşünsün. Rekor olacak hali yok ya canım.

            Dün arıza yapan mikrofon bugün tamir edildi ve görevini layikiyle yaptı.

            Öyle yanlışlıklar var ki, biz yapmadığımız halde, kesinlikle faturası bize çıkacak ve çıkıyordur da.

 Buyurun bir tanesi daha. Bu yarışmada, kural gereği “bir yarışa bir ülkeden en fazla 2 sporcu” girebilir. 200 m. sırtüstü erkekler yarışını izlerken bir şeylerin yanlış olduğunu fark ettik ama inanın çözemedik. 8 sporcu tamam. Start tamam. Gittiler geldiler gittiler geldiler, eksik yüzen de yok. Bu da tamam.  Ama bir şey var... Bu yarış yüzülürken, havuza Yunanistan Federasyon Başkanı geldi. O yıllardır gördüğümüz başkan, aynı başkandı. Kilo almış ve saçları yine dağınık ve üst taraf sağdan sola doğru. Derken dakika 1 gol 1. Adam şeref locasına oturur oturmaz bağırmaya başladı. Kimse bir şey anlayamadı. Önce herkes “şov” yapılıyor sandı. Ancak Yunanca sürdürdüğü bu yüksek sesli itiraz sırasında loca “triiiii” sesi ile çınlıyordu.Kimse, şeref kürsüsünün yanındaki göndere çekilecek ülke bayraklarını aldırmıyordu. Adamın işaret ettiği yöne baktık veeee inanamadık. 3 tane Rus bayrağı vardı ve adam kural hatası yapıldığını söylemeye çalışıyordu. Yani bırakın seçmeleri, Ruslar finalde 3 yüzücü yüzdürmüşler ve 1,2,3 olmuşlardı.  Hemen madalya töreni durduruldu. Hata bizden değil, İspanyol güzelimizin yaptığı girişler ve çıkardığı final listesinden kaynaklanmıştı. Pekii bu hatada Rus’ların hiç mi suçu yoktu. Öyle ya, sen bile bile 200 sırtüstüne 3 kişiyi sok. Ve bunu seçmeler yuttur. Gel finalde takıl. Sonradan özür dilediler ama, ya Başkan görüp de uyarmasa ne olacaktı.  Yine de bu faturanın İspanyollara değil, bize çıktığına bir kez daha kalıbımızı basarız.

            Dün akşam yemeği sırasında uzun boylu bir Rus kızı, kuyruğa girip yemeğini aldı ve yanındaki arkadaşı ile bir masaya oturdu. Ardından çantasından bir kutu bira çıkarıp açtı. Başladı tavuk eşliğinde yudumlamaya. Amanın biranda ortalık karıştı. Garsonlar, gönüllüler, kır saçlı yetkililer, boynunda kartı olan olmayan herkes doluşuverdi kızın başına. Ne olduğunu anlayamayan kızcağız ne yapacağını şaşırdı ve “ okey okey okey” diye sayıkladı. Bu kargaşada kutu bira masadan kayboldu.

Buradaki görevliler sabah temizliği sırasında votka ve bira kutusu toplamaktan bıktıklarını söylüyorlar. Bize göre bunları yabancı idareciler yapıyordur. Sporcu içmez diye düşünüyoruz.

            Bu müsabakalarda dikkatimizi çeken GÖZLEMLERİMİZ oldu.

Bizim kız sporcularımız boy olarak biraz kısalar. Erkeklerimiz de boy olarak yakınlar ama, hafif tıknaz bir görünüm sergiliyorlar.

İkinci gözlemimiz, Ukrayna’lı yüzücüler. Finallere sırt çantaları ile geldiler. Sepetçi diye tabir ettiğimiz gönüllüler, sporcuların tişört ve şortlarının üzerine ıslak terlik ya da ayakkabılarını koyunca onlarda bu formülü bulmuşlar. Bu sadece burada değil, Üniversiat’da da yaşandı. Ukraynalılar sırt çantasının içine soyunup terliklerini de yanlardaki ceplere sokunca her şey kuru kaldı.İşlem tamam.

Üçüncü gözlemimiz, madalya törenlerinden. Ülkemizden çok fazla kişinin madalya verdiğini gördük. Bir sürü yabancı idareci ve antrenör varken hep bizden birilerinin olması iyi olmadı gibi geldi bize. Hele hele Trabzon’dan bir kişi madalya vermeye çıkınca, şeref locası ve çevresinden yükselen sesler çok üzücüydü. Daha fazla duymamak için uzaklaştık. Çünkü gerçekten ismini bilmediğimiz bu kişi Trabzonspor yönetim kurulu üyesi olarak anons edildi. Meğer 2 dönem önce yapmış. Bu durum üzüntümüz bir kat daha artırdı.

Biz de antrenörüz.  Bizi, biz tanırız,  biz anlarız. Bazen alkışlarken elimizin içini, eleştirirken de dışını kullanmalıyız diye düşünüyoruz. İşte “dışıyla alkış” gözlemimiz de şu. Yüzücülerimizin bitiriş ya da varış dediğimiz bölümde çok ağır kaldılar. Hatta burada geçirilen zaman sırasında yarış verenlerimiz bile oldu.  Bunu Türkiye Şampiyonalarında da izlemek mümkün.  Acaba yüzme öğrettiğimiz çocuklara önce hızlı böcek dönüşü ile bitirişini mi önce öğretsek daha iyi olur diyoruz.

Bu şampiyonadaki “Reaksiyon Time” adı verilen “sese karşı refleks süresini” skorbord’da anında gördük. Bizim yüzücülerimiz ortalamanın altında zaman yaptı. Yani 0,85 olan çok kişi var iken, bizimkiler 0.60 ile 0,80 arasında refleks gösterdi. Bu aslında güzel bir rakamdı. Ancak bu şampiyona sırasında 0,47’lik bir zaman vardı ki, bu korkunç  güzel bir zamandı. Kim mi yaptı dersiniz. İnanmayacaksınız ama söyleyelim. Bedensel Engelliler yarışında 100 m. sırtüstü çıkışını yapan ve doğuştan 2 ayağı olmayan Uğur’du bunu yapan. Nasıl olduğunu biz de anlamadık ama, cihaz 0,47 yazınca çok şaşırdık.

Yarın olunca Yunan’lılara sormak istiyoruz. Sırtüstündeki madalyaları hep onlar aldılar. Ancak kim birinci olsa Yunanlı sporcular “Vasili” diye bağırdılar. Acaba, adı Vasili olanlar mı sırtçı oluyor, yoksa ”Vasili”nin başka bir anlamı mı vardı. Meraktan çıldıracağız.

Yarışması biten sporcular nasıl geri dönüyorlar biliyor musunuz? Önce sepetlerindeki çantalarını alıyorlar. Önce soyunma odasının, sonra havuzun kapısından dışarıya çıkıyorlar. Yanlış okumadınız. Ana kapıdan dışarıya çıkıyorlar. Sokakta yani havuzun önündeki beton zeminden yürüyüp merdivenlere geliyorlar ve 2 kat yukarıdaki tribünlere tırmanıyorlar. Yani sırtlarında çanta ya da havluya bürünmüş kızlar ya da fast skin mayosunu göbeğinin altına indirmiş erkek sporcuları her yerde görmek mümkün. Neden geri dönüş yolu içeriden düşünülmemiş anlamak mümkün değil.

             Gelelim bizi kızdıran konuya.

            Bir ülkenin milli marşı, onun her şeyidir. Saygı gösterilmelidir. Biz başkasının marşına saygı gösterirsek, onlar da bizimkine gösterir. Bugün Emre Altınok 200 m. kelebekte marşımızı çaldırdı. Korkunç bir haz duyduk. Emre veGizem’i dünyaya getiren annelrin ellerinden öpüyoruz. Ayrıca ailelerini ve kulüplerini de kutluyoruz. Onca Rus ve Ukrayna marşının üzerine bugün okunan marşımız, çölde susayan adamın suya kavuşması gibiydi. Coşku doluyduk ve hep bir ağızdan okuduk. Sağolsunlar.

Ukrayna ve Rus marşını, “Lale Devri Çocuklarıyız biz” gibi dinlediğimiz şu 3 gün içinde dikkatimizi çeken bir şey daha oldu. Bizim 2 ayağı ya da 1 ayağı olmayan Bedensel Engelliler ile ayaklarını üzerinde yardımsız duramayan Gülistan’ımız bile her marşı ayakta dinledi. Ancak bazıları vardı ki, bunlar hocalarının önünde yatıyor, tepesinde “hazırolda” dikilen büyüklerini ve arkadaşlarını görmezlikten geliyordu. Bu sporcuları biz görmemezlikten geldik. Çünkü bizden değillerdi. Başka dünyalarda yaşıyorlardı. Ayıpladık.

İnşallah yarın kalkarlar ve başka ulusların bayraklarına ve marşlarına saygı gösterirler diyoruz.

Ülkesi ve isimleri şimdilik önemli değil.

            Sağlıcakla kalın. İyi uykular bize…

 

            Yarışma Menüsüne Geri Dön

 


 

 


 

Yarışma Menüsüne Geri Dön

 

 

 

 

 
 
Turkyuzme.com, 2007