|
İZMİR
1.GÜN 1.SEANS RAPORU
İzmir’de hava sıcak. Havuz ortamı da temiz ve sıcak. Su berrak.
Isınmalar 7:45’de başladı. Isınması biten sporcular,
teknik toplantıda söylendiği gibi, 1 ve 8 nci kulvarlarda gidiş
yönünde sprint attılar. Orta kulvarlarda ise sadece yüzme yapıldı.
Yarışmalar 09:05’te başladı. 30 kulüpten 281 yüzücünün hazır
bulunduğu serilerin ilki 400 metre karışık yarışıydı. Bayan
sporcuların ellerini açarak kelebek yüzmeleri dışında çok büyük hata
görülmedi.
Serilerdeki sporcu reytingi Ege’li yüzücülerdeydi. Çünkü her seride
mutlaka 2 ile 4 arasında Ege boneli yüzücü vardı.
Skorbordun sağ tarafındaki 4 lük bölüm çalışmıyordu. Herkes niye
çalışmıyor derken, espriyi antrenörler patlattı. İlk 3 ile 1
yedeğini görüyoruz ya, gerisini isteyen listelere bakarak
öğrenebilir. Bu espri kimileri için güzeldi, kimilerine de üzücü
geldi.
Kelebek yüzen bazı sporcuların tek elle dönmesi ya da sırtüstü
dönerken 2 tane serbest kol çekmeleri dışında diskalifiye olmadı.
Ancak bu sırt üstü dönüşü, ne yazık ki son 5 yıldır
gündemimizden düşmediği gibi hala da zirvede yerini almaya devam
ediyordu. Çünkü, bu dönüşü kimse adam gibi yorumlamadığı için
sporcuların emekleri boşa gidiyordu. Acilen bu duruma bir çözüm
gelmesi gerekiyor ve hatta geçti bile. Yani ortadaki hata ya
sporcuda, ya bunu öğreten antrenörde, ya da hakemde.
Elimizde telefon Trabzon’u arıyoruz. 3 Adana kulübü,
3 Trabzon kulübü ve Samsun’dan 2 sporcu olmak üzere 60 kişi ile
yapılan 32 hakemli bir organizasyon. Yani Hakem parasına yapılan bir
yarış. Teknik kurula duyurulur. Birisi eline hesap makinesi alıp,
devletin zararını düşünmeli diyoruz.
Aldığımız bir başka haber ise, dün İzmir’de olan
başkan adayı ve yönetim kurulu üyesi Aydın Karakuzu’nun uçakla
Trabzon’a gitmesiydi. Yine uçakla giden bir başka kişi ise mevcut
başkan ve başkan adayı Sema Küçüksöz’dü. Küçüksöz’ün yarışları
yarım saat izledikten sonra Trabzonspor maçını izlemek üzere
havuzdan ayrıldığını duyduk.
Bu arada ortada gezen bazı laflar olduğunu duyduk.
Şimdilik busözleri araştırıyoruz. Doğruluğunu öğrendikten sonra sizi
de bilgilendireceğiz.
Günü en güzel görüntüsü ise Ege Üniversitesi Spor
Kulübünün bir dönem Yüzme sorumluluğunu yapan Prof.Dr. Berrin
Durmaz’ın havuzda bulunmasıydı. Eski Besyo müdürü Durmak, bugüne
kadar küçük oğlu Burç Durmaz’ın yarışları için havuza geliyordu.
Bulunma nedeni bu kez farklıydı. Çünkü doktor olan büyük oğlu , stil
hakemliği yapıyordu ve beyaz önlükle görmeye alıştığı oğlunu bu kez
beyaz hakem kıyafeti ile görmenin mutluluğu içindeydi.
Az kalsın unutuyorduk. Bugünkü Sabah gazetesinde
Hıncal Uluç’un köşesindeki yazıda sözü edilen ve İzmir’deki Tıp
Balosunda güzel sesi ile şarkı söyleyip Uluç’un takdirini kazanan
Berrin Durmaz, bizim tanıdığımız ve yukarıdaki eski yüzücü yeni
hakem annesi Berrin Durmaz hocanın ta kendisiydi.
Öğleden sonra seansı için şimdilik iyi günler
diyoruz.
1 GÜN 2.SEANS RAPORU
“Yarışmalar
başlayacağından havuzun boşaltılması rica olunur.” anonsu ile herkes
sudan çıktı ve saatler 15:40’ı gösterirken bayrağımız eşliğinde 32
hakem ile sporcularımız çalınan marşa ayak uydurarak yerlerini
aldılar.
Saygı
duruşu ve İstiklal marşımızın okunmasından sonra Kenan Doğulu’nun
“çakkıdı”sı eşliğinde tribünlere geçildi ve 2 seansın düdüğü çaldı.
Sabah
seansına oranla daha dikkatli yüzen yüzücüler pek fazla
diskalifiyeye neden olmadılar. Böyle olunca da pek fazla hakem
anonsu olmadı. Ancak, bazı sporcuların insanı kahreden hızdaki
yüzüşleri organizasyonun biraz uzamasına neden oldu. Çünkü, birinci
olan yüzücü yarışı bitirirken duvardan dönen diğer bazı yüzücülerin
gelmesi bir hayli geç oldu.
Bu
arada 1992 yılında alınan ve yaklaşık 15 yıldır kullanılan
dokunmatikler bir ara azizlik yapıp devre dışı kaldı. Bu cihazla
yıllardır kardeş olan hakem Ergin bey, küçük bir mücadelenin
ardından galip geldi ve dokunmatikler, cihaz ve skorbord arasındaki
ilişki sağlandı. Ancak yine sağdaki göstergeler çalışmadı. Hep ilk
4’ün derecesi okundu.
Yarışın en güzel manzarası, Marmaris’te de yaşadığımız tablonun
burada da sergilenmesi oldu. Ege’li anneler “Kermes Büfe” kurmuşlar
ve evlerinde yaptıkları çörek, börek, tatlı tuzlu ne var
sergilemişler ve kulüplerine destek için el birliği yapmışlardı. Bu
birliktelik çok hoşumuza gitti. Bravo anne velilere diyoruz.
Bu
yarışmalara İstanbul’da 384 sporcu 32 hakem, İzmir’de 281 sporcu 32
hakem ve Trabzon’da 60 sporcu 32 hakem katılıyordu. Yani 725 sporcu
ve 96 hakem.
Yarışmalar böyle giderken İstanbul’dan bir rekor haberi geldi.
Haberde rekor kırıldığı söyleniyor ve yüzücünün adı dilden dile
dolaşıyordu. Ancak kimse bu yüzücüyü tanımıyordu. Bu yüzücünün adı
Deniz Nazar’dı. Var mı tanıyan?
Kesinlikle tanıyan yoktu.
Araştırdık ve şunu öğrendik. Fenerbahçe’nin Ukrayna’lı 4 yüzücüyü TC
vatandaşlığına geçirdiği ve bunlara sırasıyla Deniz Nazar, Serkan
Atasay, Volkan Atakan ve Demir Atasayan adını verdiği idi.
Bunlardan Deniz Nazar, FB’ye 100 yıl kutlamaları öncesinde, Orel
Oral’ın 400 m. Karışıktaki rekorunu kırarak merhaba demişti.
Ardından bize telefon yağmaya başladı. Bu rekor, rekor olarak
sayılacak mıydı? Biz de fikrimizi “evet” diye söyledik.
Kırılacaktı elbette. GS li FB li ya da BJK’li futbolcu gol kralı
oluyor da, bu niye sayılmayacaktı. Tekrar araştırmaya başladık.
3 ay
önce bu 4 sporcunun, tam İran’a gitmek üzereyken anlaşma yapıldığını
ve yapılan başvuru sonrası Bakanlar Kurulu kararı ve
Cumhurbaşkanlığı onayının ardından Türk Vatandaşlığına geçişi,
öğrendik.
Bu
arada İstanbul Ataköy’den gelen bir başka haber ise 400 m. Serbest
yarışında Emir Atılgan’ın 400 m.’ye imza atan Aytekin Mindan’ı
geçmesi ile ilgiliydi. 4 metreye yakın bir farkla yarışı önde
kapatan Emir 4:09 ile kürsüye çıkmıştı.
İstanbul’daki yarışlardan aldığımız bir başka haber de şöyleydi:
İstanbul’lu sporcuların çok fazla dayanıklılık çalıştığı ve bu
yüzden kısa mesafelerde iyi dereceler elde edemediği yönündeydi.
Haklı olup olmadığımızı tüm yarış sonuçları bir araya gelip,
harmanlanınca göreceğiz derken, biraz da seçim öncesi kulislere
kulak verelim istedik.
Özellikle İzmir’de, ister delege olsun, ister olmasın herkes pek
heyecanlı. Seçime tavşan kulağı (iki) gün kaldı diyenlerden tutun,
seçim bizim diyenlere, var mısın iddiasına deyip seçim totosu
oynayanlara, hatta gömleğine, ayakkabısına iddiasına girenler bile
var. Fıs fıs konuşanların kısa bir süre sonra Ege Üniversitesi
havuzunun önündeki yeşil alanda cep telefonu ile volta attıklarını
görmek mümkün.
İstanbul kalesi ile Ankara kalesindeki adayların birbirleri ile
yarış halinde olduğunu söyleyenler ile falanca aday işi götürdü
bunlar hala hayal kuruyorlar diyenler de var. Bazıları ise,
hayırlısı olsun, kim gelirse gelsin de şu yüzme kurtulsun diyenler
de çoğunlukta.
Şimdilik bu kadar.
İyi
geceler.
Yarışma
Menüsüne Geri Dön
|