|
Son anda adı Arena Kupası olarak değiştirilen Kış Kupası Yüzme
turnuvası ön elemelerine 2065 sporcu katıldı. Bunlardan sadece 468
tanesi bu yarışmaya katılmaya hak kazandı.
Amerika’daki Türk yüzücülerin adeta eksiksiz olarak katıldığı bu
yarışmada sadece Derya Büyükuncu, İlkay Dikmen, İris ve Yasemin
Roserberger kardeşler ile Yasemin Özlem Taşkın yoktu.
Akile hanım yönetimindeki Burhan Felek Yüzme Havuzu bize göre
temizlikten 10 puan aldı. Ancak, elinde paspas ile gezen görevliler
sürekli olarak dışardan ayağında ayakkabı ile havuzun başladığı yere
kadar inen bazı sorumlu (!) kişilerin pisliğini temizliyorlardı.
Herkes biraz daha anlayışlı ve dikkatli olsa bu kirlilik de ortadan
kalkacak kanısındayız.
Teknik toplantı sırasında gündeme gelmeyen “Seramoniye çıkacak
sporcu sayısı” konuşulmadığı için Seramoniye 20 sporcu çıktı. Seramoni
sırasında antrenör ve sporcuların tepkisini dile getiren bir pankart
taşınması izleyenlerin daha sert ve daha gür alkışlarına neden oldu.
Açılış konuşmasını şık bir takım elbise ve beyaz bir gömlek ile yapan
Genel Sekreterimiz Adnan Öztürk’ün konuşurken rahat olduğu, aynı anda
hem seyirci, hem sporcu ve hem de hakemlere bakarak hitap etmesi ise
dikkat çekiciydi. Bu davranış nedeniyle herkes tüm konuşmaları
dikkatlice dinlenmiş oldu.
Tribünler geçmiş yıllardaki gibi sıkışık, içerisi çok sıcak
değildi. Bir ferahlık vardı. Sporcular da öyle salkım saçak
yatmıyorlardı. Ancak bazı kulüplerin geceden bayraklarla tribünlerdeki
koltukları rezerve etmeleri pek çok kişinin tepkisine neden oldu…
Biraz da ayıp oldu galiba diye yorumluyoruz.
Fenerbahçe TV son gün hariç, akşam seanslarını banda aldı. İyice
profesyonelliği ele alan Emin G. Baş’ın elindeki notlar ve gözündeki
okuma gözlüğü ile yarattığı imaj ve kimseyi gözünden kaçırmadan
selamlayıp konuşmasına devam etmesi ise takdir topladı. Bu arada FB TV
‘de işin ciddiyetinden olsa gerek bu sene 4 kamera ile havuzdaydı.
“Lila “ adlı şarkı ile madalya almaya giden ve aynı müzik ile
tekrar yerine dönen sporcuların neşeli oldukları gözlendi.
Bu arada bazı sporcuların madalya almak için şeref kürsüsüne küçücük
çocukları ya da arkadaşlarını gönderip komik durumlara neden olmaları
için önlemler alınmaya başlandı. Böylece birincilik kürsüsüne çıkan
küçük bir yaramaz, ikincilik üçüncülük platformuna çıkan abisi ya da
ablası yaşındakilere bakıp artık hava atamayacak. Ortaya çıkan boy
farkına artım kimse inanmayacak. Ya da bu küçücük çocuk bunları nasıl
geçmiş gibi konuşmalar yaşanmayacak. Hele hele erkek madalyasını
almaya çalışan kızları bir daha görmeyeceğiz. Dahası bu ayıp duruma
artık son verilecek ve şeref kürsüsü daha şerefli olaylara sahne
olacak. İkinci gün yapılan anonslar ile bu durum yüzde 80 önlenirken,
hala bazı sporcuların seçmelerdeki madalyasını almaya tenezzül
etmedikleri gibi bir yaklaşım içinde olmaları yüzünden az da olsa
tepkiler oldu. Hele hele tribündeki yaşlı bir amca şöyle diyordu.”
Madem birinci olup madalya almak istemiyorsun, o zaman yarışa da girme
be evladım. Böylece hak eden kişi yüzsün. Sen de ayak altında
dolaşmamış olursun…” Yorumu size bırakıyoruz.
Yarışların en popüler olayı hiç şüphesiz ki Genel Müdür Mehmet
Atalay’ın havuza gelmesi ve 1 saate yakın bir süre ile oturup
yarışları izlemesiydi. Yüzme camiası daha önce de spordan sorumlu bir
bakanın karar hakemleri ile birlikte oturarak yarışları izlemesini
hatırlıyordu. Ancak Fikret Ünlü düşmedi. Fakat Genel Müdür Mehmet
Atalay tribünlere çıkarken öyle bir düştü ki, herkes eyvah kalça
kemiği diye ayağa fırladı. Allahtan Genel Müdüre bir şey olmadı ve
tabiri caiz ise Allah korudu. Biz yine de geçmiş olsun diyoruz.
Genel Müdür Atalay yarışı izlerken, herkes sanki sözleşmiş gibi
Türkiye Rekorlarını sıralamaya başladı. Protokoldekilerin gözleri
dolup, adeta büyülenmiş gibi yarış seyrettiği ve peşpeşe madalya takıp
güzel müzikler eşliğinde gidip gelirken, bir ara kendisine mikrofon
uzatılan Atalay, bu durumun 2008 olimpiyatları için bir ışık olduğunu
ve böyle yorumladıklarını söyledi. Biz de sayın Atalay’a vermeden
almak allaha mahsus diyor ve kendisinden bir sürü ildeki havuzlara
maddi destek ucuz, hatta ücretsiz kulvar ve bol sayıda yeni tesis ve
yatırım isteğimizi yineliyoruz. Kamp istiyoruz. Malzeme için
yarışmaların adını değiştirmeyeceğimiz ve sponsorlara avuç
açmayacağımız günler istiyoruz diyoruz.
Şampiyona sırasında bazı yarışmalar çok çetin geçti. Bazıları ise
hiç zevk vermedi. Hangi yarışmalar mı ? Sayalım. Orel Oral’ın girdiği
yarışın sonu belli. Orel şampiyon. Gülşah’ın girdiği yarışın sonu
belli. Derya Erke’nin girdiği yarış yine öyle. Ama kurbağalamada
Buse’nin Pelin ve Duygu tarafından sıkıştırılması güzel bir yarıştı.
Kelebek yarışları zevkli geçti. Bozuk teknik ile alınan birincilikler
kafa karıştırması ise cabasıydı. Hele hele bayrak yarışları. En
zevklileri onlardı. FB mi GS mi İYİK mi diye son adamın kulaçlarını
saymanın zevki bambaşkaydı.
Şampiyonanın son yarışları hep karışık bayraktır. Ancak bu yıl ki
yarışma sırasında öyle bir şey yaşandı ki, herkes küçük dilini yuttu.
FB’den Çağrı sırtüstü yüzdü. Suya atlayan Orel kurbağa yüzüyordu.
Gerçekten Türkiye’nin yetiştirdiği en kaliteli yüzücülerin başında yer
alan bu isim öyle bir 100 m. kurbağa yüzdü ki, derecesi 1.01.15’ti.
Türkiye rekorundan çok daha iyi bir derece. Kimse inanamadı. Biz bravo
Orel diyor ve ekliyoruz. Seni gözlüyor ve takdir ediyoruz. Sen bizim
için kulüp gözetmeden sahip çıkacağımız bir değersin. Aferin…
|