|
turkyuzme.com’un görüşü.
OKULLAR YARIŞI YENİDEN
ELE ALINMALI.
1980 ve 90 lı yıllarda 72 sporcunun beraber yarıştığı ve daha
sonradan son şekline dönüştürülen “İlk, Orta ve Liseli”ler
yarışları güncellenmeli diyoruz.
Çünkü,
İlkokullar yarışları :
Bu yarışlar için yayınlanan kurallar, Türkiye
Şampiyonasını içeriyor. Halbuki ayrıca il seçmeleri için “yerel
yarış kuralları” çıkarılmalı. Hatta biraz da esnek olmalı.
Derslerini ve oyununu feda edip yüzen küçük sporcular, kural
gereği 5 abi ya da abla yüzünden yarışa giremiyorlar. Kurallar
gereği, bu yarışa 5 kişiden fazla sporcunun girmesi ise yasak.
Oysa, belki o çocuğun okulunda havuz var. Ya da sınıf olarak
yakınlardaki bir havuza gidiyorlar. Okulunu temsilen yüzmek onun
da en doğal hakkı iken, kurallardaki “5” sayısı yüzünden
kendisine“sen giremezsin” denilerek, çocuk spordan
soğutuluyor. Şevki kırılıyor. Arkadaşlarını ya da abi ablalarını
izlemeye bile gitmiyor. Bir bakıyorsun, elinde basket topu
potayla savaşıyor. Ya da bir başka spora kaymış.
Çözüm
Bu yarışlara bir okuldan çok sayıda sporcunun girmesine izin
verilmeli ve o yarıştaki en iyi 2 sporcunun puanı o okula puan
olarak yazılmalı. Okul takımını oluşturacak sporcunun seçimi
okula bırakılmalı. En fazla fin puan getirene göre sıralama ya
da madalyaya göre sıralama gibi kriterler ile şampiyon olan
okullar kendi takımlarını oluşturulmalıdır.
Ferdi olarak Türkiye Şampiyonasına katılacak olan sporcunun okul
takımı var ise, Türkiye Şampiyonasına girmesi önlenmeli, onun
yerine 2 nci olan sporcu gitmelidir. Yani ferdilik kavramı,
okulu takım çıkaramayan sporcuyu kapsamalıdır.
İlkokul 3 ‘e kadar olan çocuklar “minikler alt” ya da “minikler
1” ve “2” olarak kendi aralarında yarışmalı. Şimdi bu sözümüze
çok hırslı birkaç veli tepki gösterecektir. Ama, bir sporcu iyi
derece çıkarsın diye yüzlercesi harab edilmemelidir diyoruz.
Çocuklar bu yarışmada eziliyorlar. Abi ya da ablalar onlara
25-35 m. fark atınca, çocuklar havuzdan çıkıp tribündeki
yerlerine başları önde gidiyorlar. Bu çocuklar açık yaş olarak
değil, kendi yaş guruplarına göre, aralarında yüzsünler.
Gerekirse bu yaş gurubu sertifika alsın ilkokul 3 ten sonrası
ise madalya ile ödüllensin. Kimse kızmasın. Bir iki sene sonra o
da o yaşa gelince madalyasını alacaktır. Yalnız burada dikkat
edilecek bir konu var. Küçük guruba madalya verilecek ise abi-ablaların
madalyalarından boy veya kurdele ya da şekil olarak farklılıklar
olsun. Küçükler büyük madalyaya özenmeli ve hırslanmalıdır. (
Bu konuda yaşanan bir olayı sizinle paylaşmak istiyoruz. 3-4 ay
önce Federasyonun dikdörtgen madalyası için mücadele eden bir
genç sporcu, bronz almak için büyük bir efor sarfetmiş. Sonunda
da madalyasını almış. Bu çocuğun kardeşi ise 1 ay sonra küçükler
yarışına girmiş ve bayraklar dahil 7 tane madalya almış ve
abisine dönerek, abi al istersen bir tanesi senin olsun demiş.
Aynı madalyayı almak için yırtınan ağabeyin durumunu siz
düşününüz.)
ICF yarışları liselileri kapsadığı için orta okul ve ilkokulda
okuyan çocuklara özen göstermeliyiz. Onlar yüzmenin tabanı
olacağı için onları onore edecek her türlü girişimi
esirgememeliyiz.
Orta okullular:
Milli Eğitim Bakanlığı’nın www.meb.gov.tr sitesine girip
ortaokullular kurallarını indirirseniz, burada da kuralın sadece
Türkiye Şampiyonası için yazıldığını göreceksiniz. Yani il
yarışlarının nasıl yapılacağına dair en ufak bir not yok.
İldeki tüm okullar, bu kurala uyarken, 6 kişiden fazla sayıdaki
sporcuları için kara kara düşünüyorlar. Buyurun bir kolej ve
önünüzde 30 tane çocuk var. Seçin bakalım 6 tanesini. Ama bu işi
yaparken de hiç birini kırıp gücendirmeyeceksiniz. Anneler,
babalar geldiği zaman verilecek cevap onları da tatmin edecek
şekilde olacak.
Sayın yetkililer. İlkokullarda yaşanan sorunların aynısı burada
da yaşanmaktadır. Çözüm yukarıdaki ile aynı olup, son yıllarda
çok popüler olan bu yarışların kalpleri yaralamamasını
sağlamalısınız.
Şampiyonalara giderken ferdi sporcuların bir takım halinde
gitmesi değil, kızların kız takımı, erkeklerin de erkek takımı
ile birlikte hareket etmeleri sağlanmalıdır. Sorumluluk almak
istemeyen okul idarecileri veya beden eğitimi öğretmenleri ile
görüşülmelidir.
Liseliler:
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi liseliler 2 yılda bir uluslar
arası bir organizasyona katılmaktadır. Bunun seçimi için yarış
programı bile bellidir. Bu kurala uyulurken, illerdeki seçme
programı buna paralel olarak çıkarılmalıdır. Ama en önemlisi
illerdeki seçme programı kesinlikle yayınlanmalıdır. ICF yok ise
yine Türkiye’deki taban düşünülmeli ve A Kademe adı verilen İlk
Öğretimdeki sorunlara bakılmalı ve güncelleme yapılmalıdır.
Gelelim en önemli soruna,
2 yılda bir
ya da bazı yıllar Gymnasdia adı ile üst üste yapılan yüzme
yarışmalarına bakalım.
Eğri oturup doğru konuşalım. Bazı okullar 8 sporcuyu bir araya
getirirken, araya iyi olmayan yüzücüler de katılmaktadır. Bu
olay, bu işin bir kaderi haline gelmiştir. 2000 yılından bu yana
yapılan yarışları inceledik. ICF yarışlarına katılan ülkelerin
takımlarına baktık ve gözlerimize inanamadık.
Bu yarışlara ülkedeki en iyi sporculardan oluşan karma takımlar
katılıyor. Ayrıca, okul takımı da katılıyor. Biz Türkiye olarak,
bu yarışlara hep okul takımı gönderdik. Hepsinde de orta ya da
alt sıralarda yer aldık. Halbuki iyilerden oluşan takımı
göndersek iyi sonuçlar elde edebilirdik. Bu konunun ivedilikle
ele alınıp “iyilerden” oluşan ya da “takımlardan” oluşan takım
gönderme politikamızı yeniden gözden geçirmeliyiz.
Bir başka konu ise, Türkiye Şampiyonalarına, belirlenen bazı
iller dışındaki illerden, tek takım davet edilmektedir.
Bir il düşünün. Bu ili temsil hakkı elde eden takımın 3000 puan
elde ettiğini varsayalım. Oysa bazı büyük illerdeki ilk 5
takımın 6 bin ya da 7 bin puan aldığı görülmektedir. 3 ya da tek
takımın gideceği kuralı nedeniyle, yine bir adaletsizlik ortaya
çıkacaktır. Bu nedenle ya 3000 nin altındaki kulüplerin
Şampiyonaya katılamayacağı açıklanmalı ya da o yıl en düşük puan
alan takım baz alınarak , her ilden belli sayıdaki takımlar
davet edilmelidir.
Ya da kaliteyi artırmak için çok sert olmayan yüzücü barajları
konulmalıdır.
Hoşçakalın.
|