|
|
Editörün Klavyesi-turkyuzme.com |
|
|
Editörün Klavyesi’den-3 “Hormonu azalanlar var.”“Taraftar olmak” ne demektir? Hiç düşündünüz mü? Aklımıza ilk gelenler şunlar olsa gerek. İnanmak, sevmek, güvenmek, onur duymak ve peşinden gitmek, sadakat falan. Yani kısacası “Bağımlılık” duymak. 10 yıl önce yaptığımız bir araştırmayı anımsadık. Endokrin bilimini işimize yarayacak yönünde kurcalamaya başladık. Ağzımız açık kaldı bıraktık. Gerçekten çok büyük bir bilim dalı olduğunu gördük. Bizi araştırmaya yönelten konu “kedi”lerdi. Hani şu doğuştan yüzme yeteneği olmayan sevimli yaratıklar. Kavga edecek olan kediler hemen birbirlerine girmezlermiş. Bunun bir atışma ve tartışma bölümü varmış. Bir bağırış bir çığlık derken kavga başlar ve en fazla 2-3 dakika sürermiş. Bu atışma bölümü meğer ne çok önemliymiş. Bu sırada kediler kızar ve kızdıkları için kanlarına bir hormon olan adrenalin karışırmış. Bu hormon da kanın pıhtılaşmasını hızlandırır ve yaralanmalar ile ortaya çıkacak kan kaybını önlermiş. Fakat iddia olabilecek tez aşamasındaki bir başka ilginç bulguya daha ulaşmıştık. Örneğin ben yüzme yarışı izlerken, sporcunun uzağa atlayıp suyun altından ok gibi çıkmasından, hele hele el ele biten yarışmalardan çok zevk alırım. Heyecana kapılırım. Her yarışta bu bölümü ararım. Bir başkası araba yarışından zevk alır. Hiçbir yarışı kaçırmaz. Onun kanına karışan hormon, yarışı izlerken olur. Belki bir virajda, belki de itişmeler sırasında Bir diğeri, seks manyağıdır. Onun kanına karışan hormonun ne zaman olduğunu siz düşünün. Öbürü ise yeşil sahalardaki hakeme küfür edince ya da gol anında olurmuş. Şoförün altına minder değince, gazeteci matbaa mürekkebini koklayınca, yüzücüye klor bulaşınca bu işi bırakamaz derler. İşte hep o mutluluk hormonunun etkisi olan sonuçlarmış. Basketbol, hentbol, kayak, kızak. Daha aklınıza ne geliyorsa. Kim mutluluk hormonunu nerede buluyorsa onun peşinden gidermiş. Seri katillik. Manyaklık. Tinercilik. Bazen düşünürüz değil mi? Bu adam sanattan ne zevk alıyor diye. Ya da, “Hayret ya bu futbolu nasıl seviyorlar. Kriket, beyzbol, su kayağı? Bunlardan nasıl zevk alıyorlar?” diye kendi kendimize sorarız. İşte cevabı. Hormon salgılanması. Kim hangi ortamda bu hormonu tadıyor ise bağımlılığı o dal oluyormuş. Bir de siyasi bağımlılıklar var. Bu konuya hiç girmiyoruz. Bizi ilgilendirmiyor.
Hırslar var. Yüksek hormon alıp, sonra hormon dengesi bozulup az hormonla yetinememe durumları.
Seçim hırsı olanlar var.
Bugünkü konumuzun “yüklemi”, yani “sonuç” bölümü bu seçim bölümü. Piyasaya yine mavi boncuklar çıktı. Dağıtanları biliyoruz. Ama bir de dağıtırken dağıtanlar da var. Onları biraz içimizden silkelesek iyi olacak gibi geliyor. Çünkü sporumuzu “biz falanca partiliyiz, onlar filanca” gibi abuk subuk laflarla bir tarafa çekmek isteyenler var ki; “Bunlar çok tehlikeli.” Bu arkadaşlarımıza söylenecek tek lafımız var. Biz herkes kadar Atatürk’çü değiliz. Daha fazla ATATÜRK’çüyüz. Çünkü Bizler zafer kazanmış dedelerimizin torunlarıyız. Kanımızda zafer hormonu var. Çirkin laflar ederken hormonlarınıza dikkat ediniz. Şunu da iyi bilin ki, “Atatürk’çü olmanın onurunu, Herkes taşıyamaz.”
Sağlıcakla kalın.
|
|
|
|
|
|
|
|