Kasım 2007 Editörün Kalemi-turkyuzme.com
 

Editörün Kaleminden-37

“Buz Pateni ve Yüzme”

Birisi suyun sıvı, diğeri de katı hali.

İkisinde de spor yapılıyor.

9 yaşındaki kızım Zeynep, son 2 aydır buz patenine merak sardı. Biz de meraklanıp, iki spor arasındaki benzer ve farklı yönleri görmek için, Kocaeli’ndeki Türkiye Şampiyonasına gittik.

Yarışmanın adı, “Türkiye Kulüplerarası Cumhuriyet Kupası Teşvik Müsabakası”ymış.

Karşılaştırmalı bir göz ile izledik.

İlk gün ilk seansta acemiler ve küçükler yarıştı. Seanslar ilerledikçe, daha usta abi ve ablalar dehşet görüntüler sergilediler.

Kulakların çınlasın “TRT-3” dedik. Eski arşiv filmlerini döndürüp durdukları için biraz öfkelendik. Arşivlerdeki topçuların büyük bölümü amca olmuş. Ama hala başka spor yokmuş gibi, onlar gösterilip duruluyor.

Biz de abuk subuk Türk dizilerini seyretmemek için rayting yaparken bunları bir kere daha izliyoruz.

Avrupa Şampiyonası olunca para dökerek yayın hakkı kiralayan TRT ile  “Buzda Dans” gibi yarışmaları yayınlayan özel TV’ler gitsinler de, “spor adına” 3 yaşında kaymaya başlayıp 8 yaşında havalarda burgular atarak uçan ufaklıkları görsünler. “Olmaz böyle şey” dersiniz. “Türk halkının bunları görmesini kim niye engelliyor.”diye sorgularsınız.

Yüzlerce birbirinden güzel kıyafet ve birbirinden ilginç saç şekli ve tokalar; inanın bizi büyüledi.

Bizde ise aynı mayodan aynı seride 4 kişinin üzerinde vardır ve ilgili mayo firması, okulundaki öğrencilerine zorunlu önlük giydirmiş müdür edasıyla tebessüm ederek kasım kasım kasılır.

........................................................................

Gelelim, benzer ve farklı yönlerimize.

FB ve GS’nin televizyonlarına teşekkür etmek gerek. En azından bu kanalları seyredenler yarışlarımızı takip ediyor ya da yüzme hakkında bilgi sahibi oluyorlar.

Buzcular bu yönden, bizden biraz daha şanssızlar.

 

Kocaeli’li patencileri Rus, Marmaris’li patencileri İngiliz, Bursa, Ankara ve İstanbul’luların ise Türk hocaların çalıştırıldığını gördük.

Bizde ise İstanbul’lu kulüpler dışında yabancı hoca görmek mümkün değil.

Tribünlerdeki seyirciler, anne, baba, dayı, amca, hala, teyze ve gözüyaşlı babanne, ananelerdi. Bizde de pek farklı görüntüler sergilenmediği için yadırgamadık.

Olimpik tesis muhteşemdi. Kocaeli’nde, yüzme ile uğraşanların Belediye ile aralarının pek iyi olmadığını hissettik. Çünkü bu tesis Belediye’nindi ve kapılarını sporculara ve kulüplere bedava açıyorlardı. İnanamadık. Çünkü yaz kış elektrik ile soğutulan 1.800 metre karelik 10 cm. kalınlığındaki buz ve 3 bin kişilik salonun soğutulmasını yerel yönetim sahiplenmiş. Bravo dedik.

İnanın Yüzme adına kıskandık.

            Yarışmalar sırasında 8 hakem olması gerekiyormuş. 6 hakem vardı. Hakemler azdı. Ama, buradaki hakemler öyle Buzda Dans’taki gibi mahsusçuktan hakemler değildi ve kimseyle kavga etmiyordu. SMS lerle oy veren olmadığı için verdikleri oylar yarışın sonucunu belirliyordu.

            Kıyafetleri kalın kalındı.Oturdukları yerde üşümemek için bol bol çay içtiler.

Bizdeki gibi, ilk kez yüzmeye başlayan çocukları korkutan cinsten değildi. Ben bir yarışta kulağımla şahit oldum. Çocuğun birisi yanındaki babasına, “bu hemşire ve doktor amcalar niye gelmiş?” diye sordu. Kendini yüzmeye adamış bir insan olarak gülmek ile ağlamak arasında donup kaldım.

Beyaz önlüklülere karşı korkusu olan pek çok çocuk, bizim hakemlerimizi, doktor ve hemşire ile aynı kefeye koyuyorlar dediğim zaman bazı arkadaşlarımız bana inanmamışlardı.

 

            Ayrıca bizde hakem enflasyonu olduğu için “az hakemli yarış”, bize biraz yavan geldi.

            İlk gün Federasyondan kimseler yoktu ortalarda. Meğer o gün Başbakan gelecekmiş. Yetkililer kayıptı.

Başkan Kocaeli’li olduğu için öğleden sonra bir ara gözüktü. Ama ertesi gün hep pist çevresindeydi.

İlk gün , tribünlerde beyaz anoraklı bir adam gördük. Herkes ile hararetli hararetli konuştu. Ama biz hariç herkesle görüştü. Muhalif gurubun temsilcisi falan sandık. Değilmiş. Acaba çocuk hırsızı antrenör mü dedik. O da değilmiş.

Ama çok konuşuyordu. Onu izlerken gözümüz yoruldu ve başımızı çevirdik. Aklımız onda kalsa da, bizden birileri ile kıyaslamanın gereksiz olduğunu düşündük.

            Tüm müsabakalar 2 kamera ile DVD cdlere kaydedildi.

            Zorunlu hareketleri yapamayanlar düştü ve onlara kötü puan verildi. Kimseler itiraz etmedi. Öyle 200 YTL leri iğneleyip itiraz eden yoktu. Bizde olmadığı için kafamızı karıştırmadı.

            Kavga gürültü yoktu. Çok güzel bir müzik ve soğuk havaya rağmen güzel görüntüler vardı.

            Bir battaniyenin altına girmiş ince bacaklı 5 küçük kız görüntüsü bizde yoktu. Bizde anasının kucağına başını yaslayan çocuk görüntüsü yaygın olduğu için, burada anasına naz satan çocuk sayısının 2-3’ü geçmediğini gördük. Burada kulüp ayrımı göstermeden birbirleri ile kaynaşan çok sayıda çocuk vardı. İmrendik.

            Küçük yaş çocukların ana babaları, diğer çocukları da alkışlıyordu. Kayarken düşen çocuklar çılgınca alkışlanıp destekleniyordu.

            En güzel görüntü ise, gösterisi biten patenci selamını verirken, tribünlerden oyuncak ayılar, pembe panterler, ayıcıklar ve sevimli yün havhavlar atılıyordu.

Bazı çocuklara ise süslü hediye paketler atıldığını, bazen de çiçeklerin havada uçup buza düştüğünü gördük.

            Bir an bizim çocuklara da hediyeler atılsa diye düşündük. Ancak, bizdeki bazı insanlar işi abartıp canlı ördek bile atarlar diye düşünmeden de kendimizi alıkoyamadık.

Sonra da “bu bizde olmaz.” dedik. Biz bazı illerde olduğu gibi karton madalya, yani katılım belgesi verir göndeririz dedik. Öyle ya, küçüklere madalya vermek de ne demekmiş!..

Ancak, bu çocuklara madalya verildi. Madalya alamayanlara da üstünde adı ve soyadı yazılı katılım belgeleri verildi. Bir süre öncesine kadar madalya ve yanında kupa da veriliyormuş. A,B,C,D,E kategorilerinde bayan ve erkeklere hem madalya hem de kupa verilmesi çok büyük destek ve teşvik diye düşündük.

Bize, ısınmalar da ilginç geldi. Bizde yıllarca yarış başlamadan önce ısınma yapılır, sonra çocuklar soğurlar ve son gün yarışlarında ağrılar, sızılar, aspirinler ve ağrı kesiciler elden ele gezerdi. 

Buzda durum biraz farklıydı. 6-7 çocuk gösterisini tamamlıyor. Hemen ara veriliyor. 6-7 çocuk ısınma yapmak için buza çıkıyordu. 6 dakika ısınıyor ve adları okunarak tek tek gösterilerini yapıp çekiliyorlardı.

Sonra gelsin hediyeler.

Yani 6-7 çocuk çıkıp ısınıyor.

Kısacası ısınmaları seans içinde oluyor. Biz de Süha Tokman sayesinde Amerika örnekleri verildiği için seans içinde ısınmalara son 1 yıl içinde geçildi. Bir an için bunu hatırladık.

Kızdığımız nokta, başka spor branşlarındaki güzellikleri biz neden kendimize adapte etmiyoruz. Ya da yurt dışına gidip gelen milli takım antrenörü arkadaşlarımız neden oradaki güzellikleri anlatmamışlar.

Neden biz de güzel olanları uygulamamışız.

........................................................................

Yüzme sporu ferdi spordur deyip, bizi elma şekeri ile kandıran bazı çevreler, burada da vardı. Buz pateni bireysel spormuş. Pekiyi, teşvik kupası neye göre verildi. Bizde de kupa neye göre veriliyor.

O halde biz de iddia ediyoruz. Futbol da bireysel spordur.

Şöyle kareleri dondurursak, topu alan bir kişi, topu ayağından çıkarıncaya kadar olayı ferdi olarak sürdürmektedir. Topu her yakalayan ferdi davranmıyor mu? Gol atılınca ne oluyor.

Takım da bir fark ile öne geçmiyor mu?

Yüzmede de öyle. Herkes tek tek atlayıp belirli bir görevi yapıyor. Yani kelebekçi kelebeğini, sırtçı sırtını yüzüyor. Al sana defans adamı, al sana kaleci, al sana forvet. Pekiyi sonuçta ne oluyor. Fin puanı alan herkes takımına bir puan kazandırıyor ve takım sayısal olarak öne geçiyor.

Vee bu sayılara bakılarak kupa veriliyor. Nerede kaldı ferdilik?

 

Güzel sözün özü şu.

Tüm teknik adamları, diğer branşların güzel organizasyonlarına gitmeye ve oradaki iyi ve bize adapte olacak güzellikleri görmeye davet ediyorum.

Bu sporu ileriye götürecek ise, at gözlüğünü atmamız lazım gibi geliyor.

 

Hoşça kalın.

 

 

 

           

 

 

Geri Dön - Anasayfa

Turkyuzme.com sayfaları en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğü (ya da üstü) ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve/veya Netscape 4.6+ kullanmanızı tavsiye ederiz.

Turkyuzme.com - 2002-2007. All Rights Reserved.

TÜM HAKLARI SAKLIDIR. İZİNSİZ KESİNLİKLE KULLANILAMAZ.  Bilgi: turswim@hotmail.com