|
|
Temmuz 2007 Editörün Kalemi-turkyuzme.com |
|
|
Editörün Kaleminden –28 “İyi Niyetli Kural İhlali” Son günlerde, kimin ayağına taş takılsa bizden buluyor. Biri birine bir laf söylemişse, kesin “onlardır” deniyor. Canı sıkılan bizim ifademizi alıyor. Bir hazımsızlıktır sürüp gidiyor. Galiba, birileri bizden ya çok korkuyor, ya da korkuyor. Ya da yıpratacağını sanıp abuk subuk bahanelerle sıcak günlerde soğuk kamuoyu yaratmaya çalışıyor. Ancak unutulmaması gereken bir konu var. Rüzgar eken fırtına biçer. Eden bulur diyor ve ekliyoruz, “yolunuza gidin”. Askerliğimi yaparken bir Binbaşım vardı. Kulakları çınlasın. Bir gün çok sıkılmış ve elleriyle yüzüne kapatmış kendi kendine söyleniyordu. “Allahım ne olur beni kötü insan yap.” Bizde adettir. İyilik yaparsan, karşılığını mutlaka kötülük olarak bulursun. Nasreddin hocaya “şu adam seni öldürecekmiş.” demişler. Hoca adama bakmış. “Ben ona iyilik yapmadım ki. Neden öldürsün”.demiş. Kötü olmak çok kolaydır. Yıkarsın dökersin. Sonra takunyanın altı gibi bir suratla tekrar o toplumun arasına girersin. Aramızda böyle insanlar yok mu? Ve de her ne hikmet ise, o toplum seni tekrar kabul edip, affeder. Koy bak kapının önüne, neler olacak. .............................................................. Cezasız suç kalmazsa ne kural kalır, ne yasa ne yönetmelik. Kısacası adam olamayız. Kötüler de yanlışlarına devam edip meydanı boş buldukları gibi, gereksiz muhalefet yaparlar. Bu arada, cezanın şiddeti de çok önemli. Parmak keseceğiz diye yola çıkıp kafa kesilmez. Parmaksa parmak, kafa ise kafa. Gelelim, bu kadar lafın özüne, Bazı eski yanlışlıklar sürüp gidiyor. Yeni yönetmelikler çıkmadığı için hala “eski yönetmeliklerin geçerli” olduğunu sanıyoruz. İnşallah yanılıyoruzdur. Hala, bazı illerde hem antrenörlük hem hakemlik yapanlar var. Bölge antrenörü bile olsa, adı antrenördür. Kadrosu antrenördür. Bize göre antrenörün hakemlik yapması, hem etik değildir, hem de tarafsızlık ilkesini bozacak bir durumdur. Ama yapmışlardır ve hatta bazıları üstlerde bile görev almışlardır. Kimse dur dememiş, hatta hiç kimse şikayetçi bile olmamıştır. Trabzon’da edindiğimiz bir duyuma göre, Başkan Karakuzu aynı anda iki görevin olamayacağını belirtmiş. “Helal olsun” dedik. Demek ki, bir rahatsızlık var ki, bu sözleri söylemiş. İşte bu noktada, kim kural ihlali yapmışsa bıçak sırtı pozisyonunda karar vermeli ve böylece başka insanlara da hak tanınmalı diyoruz. ------------------------------------------------------------------------------------------------------ Şimdi bir başka önemli konuya geçmek istiyoruz. Herkese bir tek soru soralım. “Ülkemizde yüzücü sayımız artıyor mu, azalıyor mu?” Evet mi?, hayır mı? Cevap......... Önce evet. Sonra hayır. ..................................................... Yüzme sporu, pek çok ilde 1 nci sırada yer alıyor. Kim ne derse desin ilgi bizde. Doğal olarak ortaya büyük bir gelir pastası çıkıyor. Kışın çalışan kulüpler bu pastaya uzaktan bakarken, kulvar ticareti yapan yazlıkçı kulüpler, bu pastayı adeta yutuyorlar. Yani yüzme sporumuz bu kulüplerin elinde adeta oyuncak oluyor. İllerde kulvar dağılımı yapılırken, esaslar ya da kriterler olmadığı için, bazı illerde siyasi veya dostane yaklaşımlar yüzünden haksızlıklar yapıldığı hep söyleniyor. Kışın çalışan kulüplere, “sizi yazın destekleyeceğiz” şeklindeki sözlerin bazı masalarda pek tutulmadığı gözleniyor. Bölge çalışmalarını bu rant paylaşımının içerisine sokmuyoruz. Fakat bazı illerdeki yüzme öğretme çalışmalarının da, verimli geçtiğine pek katılmıyoruz. Öyle ki, 15-20 çocuğa 1 antrenör. (Onların da bir çoğunun büyük yaş sporcusu ya da yardımcı adı altında ehliyetsiz olan kişiler olduğu söyleniyor.)Her çocuğa 1 dakikadan toplam 2-3 dakikalık bir ilgi. Böylece “ıslat çıkar” felsefesi ile yüzme öğrenimi olamayacağı iddialarına kulak asmak gerekiyor kanısındayız. Hatta biz bu arada nice kabiliyetlerin de yine bu sırada harcandığı kanısını taşıyoruz. Bu nedenle, sporcu yetiştirme bağlamında biraz karamsarız. Ancak, yüzme sporuna olan ilginin, oldukça güzel bir noktada olduğunu da savunmadan geçemeyeceğiz. Yaklaşmaya çalıştığımız konu, bu karmaşa içinde yetişen sporculara ne olduğu konusudur.. Hani ağzımızda büyük bir sakız vardır ya.. “OKS”, ”Üniversite Sınavı”, “Kurslar” falan filan. Evet. Bunlar bizim düşmanlarımız. Ancak bu düşmanlarla yaşamayı öğrenmemiz gerekirken, hep bu düşmanların büyüklerimiz tarafından başımızdan alınmasını istemek pek doğru bir yaklaşım değil. Bunlarla yaşıyoruz. “Çözümü kendi içimizde yaşayarak bulacağız” diyenimiz çok az. Herkes şikayetçi. Bakın. İki ayağımız kesik ise, protez ile yürümeyi öğrenmeliyiz. Elalem koşuyor ve Türkiye rekorundan daha iyisini yapıyor. Yoksa kötürüm olmaya mahkum oluruz. Konumuz bunlar da değil. Sporcularımızın büyük bir bölümü, değişik su sporları branşlarına kaçıyor. Anlatmaya çalıştığımız bu. Sutopu ve mono palet ile başlayan bu göç, son günlerde yerini pentatlona bıraktı. Bırakın sporcuları, antrenörler bile bu branşa kaymaya başladılar. İkincisi, sualtı hokeyi ve ragbisi. Pekçok sporcumuz da bu branşı tercih ederek dal değiştirdiler. Yelken ve küreği de saymadan geçemeyeceğiz. Bu branşlara kayan sporculardan bir kaçı ile yaptığımız konuşmada haklı şeyler söylediklerine şahit olduk. Bakın neler diyorlar. “-Özellikle üst yaşlarda, belirli kişiler derece yapıyor ve genelde yine bu kişiler milli takımlara giriyor. Bizler ise ancak seçmelerde yüzebiliyoruz. Bu nedenle branş değiştirme yolunu seçtik ve de seçiyoruz. Amaç milli takıma girmek ise, biz de giriyoruz. Amaç ülkemizi temsil etmek ise, biz de temsil ediyoruz. Amaç yurtdışına gitmek ve görmek ise biz de görüyoruz. Ödül ise biz de madalyalar alıyoruz. Aynı milli takım eşofmanını giyip, aynı uçakla gidip, aynı otellerde kalıyoruz. Biz de yüzüyoruz ve çok sevdiğimiz bu sporu bu şekilde sürdürüyoruz.” Bize göre, bu çocukların durumunu düşünmek ve Amerika’dan sonra, yurt içindeki kaçışları masaya yatırmakta yarar var sanıyoruz. Sevgilerimizle..
Unutmadan bizi sevindiren bir konu ile üzen bir konudan söz etmek istiyoruz. Birincisi Kıbrıs’ın tek kapalı havuzu Lefkoşa’da ve Yakındoğu Üniversitesi kampüsünde yer alıyor. Bu havuz geçen yıl çatı bakımı nedeniyle kapandı ve daha 2 hafta önce tekrar açıldı. Geçen sene yaz şampiyonası için Rum Kesimindeki havuza giderek Türkiye Şampiyonasına hazırlanan Kıbrıs’lı sporcularımız ile havuzlarına yeniden kavuşan Üniversitelilere “hayırlı olsun” diyoruz. Bizi üzen konu ise, aldığımız duyumlara göre, bu havuzun bir kulvarının bir yıllık kira bedelinin 100 bin dolar olarak belirlenmiş olduğudur. "İnşallah yanlış duymuşuzdur" diyoruz. Çünkü 2-3 kulübün bir araya gelip, bu paraya 25 metrelik 6 kulvarlı bir havuz yaptırması e 2 şer kulvarı paylaşması hiçten bile değil gibi geliyor bize.
Görüşmek üzere.
|
|
|
|
|
|
|
|