Temmuz  2007  Haberler
 

Editörün Kaleminden - 27

“Umuda Yolculuk”

            Fenerbahçe’nin www.fbyuzme.com  sitesinde yer alan “haftanın konuğu” köşesine konuk edildim. Site yöneticilerine ve Fenerbahçe camiasına ilgilerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.

            Bana sorulan sorulara elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım. Ancak, öyle bir ara öyle bir sözcük kullanmışım ki, ertesi gün saat 10.oo’da Federasyon Başkanımız Sayın Aydın Karakuzu’dan bir telefon geldi.

 “Hocam bizim için acemi diye yazmışsın. Biz sizlerle birlikte çalışıyoruz. Siz acemi misiniz?” diye karşı atak bir soru sormaz mı?

            İnanın dondum kaldım.

“Nasıl yani ?” dedikten sonra kendimi toparlayıp, cevaplarımda hiçbir kişi ya da kuruma gönderme yapmadığımı ve oldukça iyi niyetli bir yazı yazdığımı anlattım.

Geçen 15 dakika içinde iyi niyetimi anlatmaya çalıştığım Başkanımız Karakuzu’dan özür diledim.

 Ancak, yine de söylüyorum,

“--Bu Federasyon yeni.”

”-- Yani “Özerklik aşamasındaki ilk federasyonumuz.”

 “--İşler diz boyu.”

“--Kesinlikle yapılan bazı işlerin ilk olmasından dolayı bir takım hatalar yapılacaktır. Ve bu da doğal bir sonuç olacaktır.”  diyorum.

Ve de ekliyorum.

“—Hoş görülü olalım. Aceleci olmayalım. Gökten inecek melek beklemeyelim.”

Seçim biteli 3 ay oldu.

Biz bu seçimde karşı taraftaydık.

Adayımızın hataları yüzünden kaybettik.

            Ve de babalar gibi gidip, Karakuzu’nun elini sıktık ve şöyle dedik. “Seçimler Salı günü bitecek. Çarşamba günü beyaz bir sayfa açılacak. Eğer bize de bir görev verilirse, Türk Yüzmesi adına seve seve çalışırız.” dedik.

 Ve o günleri tatlı bir anı olarak hatıra defterimize kaydettik.

 Aradan 3 aydan fazla bir zaman geçti.

Bu 90-95 güne baktığımızda aldığımız yola baktık.

“Kastamonu ilinde yapılan toplantı ile sorunlar belirlendi. Bu sorunlar kaleme alındı. Bizlerin eleştirilerine sunuldu.

Yani ilk kez birileri bizim fikrimizi sordu.

Yıllardır hayal olan skorbord ve touch-pad’ ler alındı.

Hırıltı ile karışık duyulan anonslar için yep yeni bir ses tesisatına kavuştuk.

Geçmiş dönemde parası ödenmeyen yarışlarda yüzen ve küsen kulüpler tekrar yüzmeye ısındırıldı. Harcanan her 100 liranın 35-50 lirası sponsorlardan sağlandı ve kulüpler harcırahlarına kavuştu.

Teknik kurul ile Bilim ve Eğitim Kurulu oluştu ve kafa kafaya verip Türk Yüzmesine dürbünle değil, mikroskopla bakılmaya başlandı.

Kurullar çalışmalarını bir şura ile sundu.

Kafilelerle ilgilenen bir başkanımız oldu.

Geçen yıl verilen eşofmanları giyen sporcular değil, bu yıl yenisini alan yüzücülerimiz oldu.

Milli takımlara giren sporcu sayıları % 50-60 oranında arttı.

Yönetimden 2 istifa oldu. Yerlerine yeni isimler belirlendi.

Federasyona kadrolu bir antrenör alındı.

Open Water adı verilen ve hala tercümesi ile anlamı arasında ilişki kurulmaya çalışılan “yüzme maratonu” için olumlu adımlar atıldı. Bahtiyar hoca 2 kez yurt dışına gidip toplantılara katıldı. Bu dalın teknik kurulu ile hakem kurulu oluşturuldu.

Bir sürü yönetmelik hazırlandı.

Su balesi diye bilinen senkronize yüzme ele alınarak kurulları oluşturuldu  ve yenilikler yapıldı.

Atlamanın başına çok eski bir atlamacı getirildi.

Öyle bir açıklama yapıldı ki, yer yerinden oynadı ve yazlıkçı kulüplere çözüm getirilmesi yönünde ilk temeller atıldı. Birden fazla kulüpte çalışıp, parsayı toplayan bazı antrenörlere de “dur” denildi.

Bu arada, bursayuzme.com a gelen eleştiriler üzerine bir kez başkan, 3 ya da 4 kez de genel menejer Tanılkan tarafından "zorunlu açıklama"lar yapıldı.

Bu arada şu an aklımıza gelmeyen bir sürü çalışmalar, 3 ay gibi bir zamana sıkıştırıldı.

 

Gelelim bu günkü konumuza.

Şu an Trabzon’dayız.

1.Karadeniz Oyunları’nın arifesindeyiz. Ekipler geliyor. Biz Osman Çullu abimiz ve Trabzon Yeşilova spordan genç bir antrenör arkadaşımız olan Serkan Acuneroğlu ile Bedensel Engelliler Yüzme takımının başındayız.

Bulunduğum takımda 5 i bayan olmak üzere 14 sporcu var.

İçlerinde öyle biri var ki, inanılmaz sempatik ve sevecen. Ben bu çocuğa bayıldım.

Bakın .Anlatayım. Sonra yorumu siz yapın.

Adı Beytullah.

Kahramanmaraş’lı.

 Yaşı 12.

Kulağa çok hoş gelen bir şivesi var. Doğuya özgü bu şiveyi, pırıl pırıl gözler ile zeka küpü bir kafa süslüyor.

Ancak bir şanssızlığı var.

Beytullah’ın 2 kolu da yok. Ne yapsın? Annesinden böyle doğmuş.

Babası Mustafa beye sordum.

“ Akraba evliliği mi?” dedim.

Mobilyacı olan ve adeta oğlunun 2 kolu olan baba, “ Kesinlikle akraba evliliği değil. Bu durum ne hanımın ne de benim akrabalarımda yok. Doktorlar radyasyon dediler. Takdir-i ilahi” dedi. Oğlunu eli ile besliyor. Kısacası oğluna el kol olmakta son derece mutlu.

Beytullah’ın şanssızlığı bununla da bitmiyor.

Üstüne üstlük; sol ayağı kalçadan çıkık doğmuş. Fark edilmiş ancak, küçük bir ameliyatın ardından, sol ayak da kısa kalmaz mı?

Bakar mısınız şanssızlığa. 2 kol yok. Bir de, ayağın biri kısa.

Beytullah’ı son 5 yıldır tanıyorum ve yarışlarda yüzerken görüyorum.

Tüm yarışlara bir simit eşliğinde giriyor ve yüzüyor. Henüz bir rakibi yok. 

10 tane madalyası var.

En çok sevdiği resmi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ağzıyla mektup verilirken çekilen fotoğraf.. Erdoğan, Beytullah’ın ayağı ile ilgili tedavisi için yurt dışındaki tüm olanakların kullanılması yönünde emir vermiş. Ancak, hiçbiri gerçekleşmemiş.

Ancak geçen hafta öyle bir şey oldu ki, Beytullah’ın dünyası değişti.

Beytullah’ı antrenmandan önce yanıma çağırdım ve geçen aralık ayında Afrika’daki Dünya Şampiyonasında kendisi gibi kolları olmayan Çin’li bir yüzücü ile kolları olmayan ve sadece bir tek ayağı olan Arjantin’li  yüzücü ile felçli yüzücülerin filmlerini izlettim.

Beytullah benim çektiğim 10’a yakın filmi sesini çıkarmadan izledi.

Ve inanır mısınız seyrederken heyecanlandı ve kıpır kıpır olmaya başladı.

Beytullah sen bunlardan daha iyisini yaparsın. Buna inanıyorum. Gel şu simiti at ve yüzmeye başla dedim. Korkma diye de ekledim.

“Ben bunlar gibi yüzerim, madalya da getiririm.” Dedi.

Ben bilgisayarımı kapatırken, Beytullah soluğu havuz kenarında aldı. İçeriye girdiğimde, gözlerimin buğulandığını hissettim.

Beytullah, “robot atlayışı” dediğimiz şekilde atladı ve ayaklarını vurarak sağdan nefes alıp devam etti. Dönüşte de, Çin’li gibi sırt üstü döndü.

İşte azmin zaferi, işte inanma dedim içimden. Hepimiz, o küçük yanaklarından öptük.

Olmayan kollarını boynumuzda hissettik ve duygulandık.

Bu gün çok mutluyum.

Beytullah artık simitsiz yüzüyor.

Ve şu an Trabzon’da.

Beytullah bu perşembe günü  saat 16.35’te yüzecek ve sanıyorum ki çok alkış alacak.

Bilerek izleyelim diyerek yazdığım bu satırların, pek çok yüzücüye bir şeyler hissettirmesini ve yüzmeyi erken yaşta bırakanlara ders olmasını istedim.

 Perşembe görüşmek üzere.

 

 

 

Geri Dön - Anasayfa

Turkyuzme.com sayfaları en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğü (ya da üstü) ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve/veya Netscape 4.6+ kullanmanızı tavsiye ederiz.

Turkyuzme.com - 2002-2007. All Rights Reserved.

TÜM HAKLARI SAKLIDIR. İZİNSİZ KESİNLİKLE KULLANILAMAZ.  Bilgi: turswim@hotmail.com