Haziran  2007  Haberler
 

Editörün Kaleminden-26

“Küçükler madalya alsın mı almasın mı?”

 

Şura’da bu konu da tartışıldı. Ayağa kalkıp birkaç kelime söylemek istedim. Ama “ya sabır” deyip sustum.

Çünkü ben teşvikten yanayım.

“Aferim” diyelim.

“Aferin” alalım.

Ödül verelim, ödül alalım diyorum.

           

Bakın şimdi…..

Hepimizin bir işi var. Biz bu işimizi neden yapıyoruz?

3,  5 kuruş para kazanmak için. Öyle değil mi?

Yani emek eşittir menfaat.  Ama maddi,  ama manevi.

Yani “her işin bir karşılığı olmalı. Karşılıksız iş ve emek olmamalı. Teşvik edilmeli” diyorum.

 

Bazı dostlarımız yıllardır aynı sakızı çiğnedi ve çiğnemeyi de sürdürüyorlar.

“Küçüklere madalya verilmesin. Çünkü onlar madalya alınca, küçük yaşta doyuma ulaşıyor ve 15, 16 larda yüzmeyi bırakıyorlar.”

 

--Acaba?

Gelin işin iç yüzüne bir bakalım.

Şu verilen madalyaları hiç gördünüz mü?

Ben kendimi bildim bileli, hep kırmızı beyaz çizgili kurdelesi olan ve ucunda hep aynı amblem olan madalyalar verildi ve de hala veriliyor.

Bu ne katı gelenektir birisi anlatsın.

Çocuk bu madalyayı alıyor ve daha kürsüdeyken, “ yahu gene aynısı” deyip boynundan çıkarıyor. Hem öyle bir çıkarıyor ki, boynuna takılan şey, sanki dikenli bir tel…

Bir de üstüne üstlük, daha kürsüden inmeden boynundan çıkardığı bu madalyayı, kıvırıp cebine sokuyor.

“Hiç vermeseniz daha iyiydi “ der gibi.

Sonra eve gelince, divanın altındaki kovanın içine atıyor. Çünkü üzerinde herhangi bir yazı yok.

Yani hangi yarışta yüzmüş?

Ne zaman yüzmüş?

Ne yüzmüş?

Kaçıncı olmuş?

 

Geçen yarışta aldığının aynısı.

At gitsin.

Arada bir say. Aynısından 50 ya da 150 tane olmuş.

 

Sorarım şimdi.

Biz neyi teşvik ediyoruz. Biz neyi ödüllendiriyoruz?

Yoksa ucuz bulup depolayıp stokladığımız madalyaları mı eritiyoruz.

Herkesin elinde aynı madalya var.

“Ben 400m. mesafeyi yüzmüş,  4-5 dakika kulaç atmışım, arkadaşım  50 m’de 40 kulaç atıp aynı madalyayı almış. Ne farkı var ki. “ diyor.

Bu neye benziyor biliyor musunuz? Emeğinin karşılığı olarak eline 10 lira alan bir işçiye “ Bu iş senin işin. Sahip çık” demeye benziyor.

Başarıya alkış mı tutuyoruz, zulüm mü ediyoruz tartışılır.

 

Sonra oturduğumuz yerden ahkâm kesiyoruz. “Madalyayı boyunlarında tutmuyorlar. Başarıya doydular.” 

Bu lafı etmenin, mantık açısından bir anlamı yok.

 

Ne zaman elin gavuru gibi kurdelesi değişik madalya verdik.(birincilik madalyasının kurdelesi  mavi, ikincinin ki kırmızı, üçüncünün ki de beyaz gibi renklerde…)

Ne zaman kabartmalı bir madalya verdik. Şöyle el büyüklüğünde.

Ne zaman cam madalya verdik. Pırıl pırıl.

Ne zaman seramik madalya verdik. Tabak gibi.

Ne zaman küçük kupalar verdik. (Slovakya’ya giden GS’li sporculara sorunuz. Seneye yine oraya gitmek ister misiniz, istemez misiniz? diye)

Kısacası ne zaman değişik bir madalya verdik de çocuklar boyunlarında ya da ellerinde 30 dakika tutmadılar.

Unutmayalım.

Vermeden almak Allaha mahsustur.

Verelim ondan sonra konuşalım. Sonra diyelim ki, şunu da yüz bunu yüz. Grand Prix gibi paralı yarışlar koyalım. Bakın bakalım neler yüzülecek.

 

Bu arada,

Madalya pahalı galiba, sertifika vermek de neyin nesi?

Çocuklar kendi aralarında buna” karton madalya” diyorlar.

Karton madalyayı çocuk eve gidene kadar ıslak bonesi ya da mayosunun yanına koyduğu için paçavra oluyor. Eve gidince de kitaplarının arasına koyuyor.

Yalnız. Bir gerçek var.

Odasında ilk aldığı madalyası asılı.

Bir de ilk aldığı ilk sertifikası .

İftihar ettiğimiz yüzücümüz Derya Büyükuncu’nun annesi Ayşe hanım İstanbul ‘da oturuyor. Sorun bakalım, Derya’nın odasındaki duvarda hangi madalyalar asılıydı.

Öbürleri divanın altında ya da dolaptaki kovanın içinde miydi?

Elalem alt yapı yarışlarında ilk 8’e madalya verirken 8 kişi birden kürsüye çıkmak için, adeta  “yarışa girme savaşı” veriyor. 

Biz ise kürsümüzü 3 ile sınırlamışız. Yarışa girecek 5 kişiyi zor buluyoruz.

Yüzücüler de işin kolayını bulmuş, fazla çalışmaya gerek yok.

İllerinde nasıl olsa gaz tenekesinden bozma bir kürsüye çıkılacak ve aynı madalya alınacak.

“Ne yapayım 200, 400, 800 ve 1500 leri yüzmeyi..? “

“Girerim 50 metrelere.  Tamam.” diyor ve aynı hamam aynı tas, 2 su yıkanıp çıkıyor.

Kısa mesafelere ilgi gösteriyor. N’apsın uzun mesafeleri.

Onların madalyası farklı mı sanki?

50 metreyi yüzsen de aynısı, 400 ü yüzüp canın çıksa da aynısı.

……………………………………….

Milli Eğitim yarışlarına dikkat ettiniz mi?

 İlk 4’e madalya verilmeye başlandı. Çocuklarımız ilk 4 e girmek ve kürsüye çıkmak için birbirini çiğniyor.

Neden?

Çünkü onların hem madalyaları değişik hem de 4 kişi madalya alıyor.

………………………………………………….

 Federasyon Başkanımız  Aydın Karakuzu, Şura sırasında ne dedi.

“Değişim şart. Bu değişikliği denemeden sonuçlarını göremeyiz.”

Buyrun bize bir fırsat.

 

Esenlikler.

 

 

Az kalsın unutuyordum.

Valla editörün kalemi yazılarını ben yazıyorum. Adım Haluk Okur. Hem Akademisyenim, hem de yüzme antrenörü.

Bazı dostlar, “editöre selam söyle” diyorlar da, o yüzden yazdım.

Komşu Bedensel Engelliler Federasyonu, bedensel engelli yüzücüleri 1.Karadeniz Oyunlarına “hazırlama görevini “ bendenize verdiği için, bu çarşamba gününden itibaren Kahramanmaraş’taki 14 günlük kampta olacağım.

Pek bilinmediği için yazıyorum.

Federasyonları farklı olan Bedensel Engelliler, İşitme Engelliler ve Görme Engellilerde, milli takıma girecek yüzücüler, kamptaki performanslarına göre seçiliyorlar. En iyi olanlar hemen uçağa binip yarışa gidiyor. Eskiden bizde olduğu gibi, kimse işi garantiye aldıktan sonra öyle 6 ay önceden seçilip 6 ay sonra yarışa gitmiyor. Ondan sonra kimse kimsenin yakasına yapışıp niye kötü yüzdüler diye soramıyor. Bu atletizmde de böyle, pek çok branşta da böyle. İnanmayan araştırsın diyor ve oradan yazacağım yazılarda buluşmak üzere sağlıcakla kalın diyorum.

 

 

 

 

Geri Dön - Anasayfa

Turkyuzme.com sayfaları en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğü (ya da üstü) ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve/veya Netscape 4.6+ kullanmanızı tavsiye ederiz.

Turkyuzme.com - 2002-2007. All Rights Reserved.

TÜM HAKLARI SAKLIDIR. İZİNSİZ KESİNLİKLE KULLANILAMAZ.  Bilgi: turswim@hotmail.com