|
|
Şubat 2007 Haberler |
|
|
|
Başlıktaki bu sözler bizzat başkanın kendisine ait.
Teknik toplantı sırasında konuşan Federasyon Başkanı Sema Küçüksöz, göreve
geldiği zaman, birilerinin “bu kadın 1 haftada gider.”, daha sonra “bu kadın
1,5 ayda gider”, dediklerini ama “1,5 yılı geçtiğini” hatırlatarak,
“gitmedim daha…” dedi.
Bazı kişilere hafif meydan okuyan bu konuşmanın ardından devam eden Küçüksöz,
herkesi göreve davet ettiğini ama bazı kişilerin “giderseniz kafanız kopar”
dediği için Teknik göreve kimsenin talip olmadığını ifade etti. Bu nedenle
“bazı kişileri Allah'a havale ettiğini” söyleyen Küçüksöz, destek almak
amacıyla benim de yüzüme bakarak, “öyle değil miydi Haluk hocam” diyerek
birazdan sizinle paylaşma zamanı gelen, bazı gerçekleri bana hatırlatıverdi.
Daha sonra söz isteyen Ankara’dan bir yüzme idarecisi, Anadolu kulüplerinin
büyük kulüplerin arenasında figüran rolü oynadığını belirterek, bu yarışa 3
ildeki ön elemelerde baraj geçtiği için yolluk ve harcırahı ödenen
sporcuların katıldığına dikkat çekti. İdareci, şimdi de seçilmiş 271
sporcunun ilk üçe girmesinin istendiğini vurgulayarak, “aksi halde para
alamayacaklar ve bu sporcuların kulüpleri zarar görecek” dedi.
İdareci, güzel giden bu eleştirisinin dozunu biraz kaçırıp eskiden mafya
vardı deyince ortalık bir anda karıştı ve Orhan Mengi ayağa fırlayıp,
“eskiler sözü ile bizi kastediyorsun. Kime ne kötülük etmişsek çıkıp
söylesin. İşte Yılmaz da orada ben de buradayım” dedi. Orhan hoca,
kıpkırmızı olarak tepki gösterince araya girenler hocayı sakinleştirdi ve bu
eleştiri burada noktalandı. Bu arada Yılmaz hoca da toplantıyı terk edip
salondan çıkıp gitti.
Buraya bir noktalı virgül koyup değerlendirecek olursak,
Daha da ötesi, 2 başkan adayı Mustafa Tuncer ve Aydın Karakuzu’nun bulunduğu
bu ortamda, sanki ortalık geriliyordu. Hatta ortalık öyle gerildi ki, 60-70
kişinin bulunduğu geniş salonda nefesler adeta tutulmuş, kafalar bir o yana
bir bu yana dönüyor, kim ne söylerse pür dikkat dinleniyordu.
Başkan bu sözler üzerine “iyi ki bu konuyu açtınız” diyerek devam etti.
“Bazı federasyonlar, icralarla boğuşuyor. Biz de mi icralık olalım. Paramız
yok. Devletin imkanlarını koordineli olarak kullanıyoruz” dedi. Bunu üzerine
idareci, eski genel sekreterin her yerde 270 milyar lirayı geri gönderdiğini
övünerek söylediğine dikkat çekti. Küçüksöz ise, “biz o paraları yurt dışı
müsabakalarda kullandık” diyerek konuyu kapattı.
Tekrar icra konusuna dönen Küçüksöz, “biz böyle durumlara düşmek
istemediğimiz için böyle bir ödeme yapıyoruz.” diyerek icraatını savundu.
Buraya da bir noktalı virgül koyalım ve,
“Sayın başkan o halde, ödenemeyen bu paralar için devletin sponsorluğunu
değil, sizin bulacağınız sponsorlara ihtiyacımız yok mu? Hani speedo sponsor
oldu. Başka sponsor bulunamaz mıydı? Özerklik için seçim olacak diye havlu
mu atılmıştı acaba. Peki speedo ile anlaşılırken, özerlik süreci
düşünülmemiş miydi? Demek ki, speedo dışındaki kişi veya kurumlarla da
anlaşma yapılıp, bireysel yarışmaya renk getirilemez miydi. Örneğin, yolluk
harcırah dışında dereceye giren sporculara para ödülü ve rekor kıranlara
büyük ödül verilemez miydi. Bu yüzücüleri teşvik eden bir şey olamaz mıydı?”
Toplantının devamında 2-3 tartışma daha yaşandı. Ancak bunlar, başkanın
sözleri kadar vurucu ve anlamlı olmadığı için yazmak istemiyoruz.
Bu arada, bazı kulüplerin bu yarışlar için velilerden para toplayarak sporcu
getirdiklerini ve yıllardır alınan yolluk ve harcırahı kasa(!)larına
indirdiklerini öğrenince ağzımız açık kaldı ve onları ayıpladık.
Eğer bunun için mücadele ediliyorsa yazıklar olsun, sporculara harcanması
için mücadele ediliyorsa helal olsun diyoruz.
Kısa bir süre sonra ajandasını odada unuttu ve 1 saat sonra yarışmaları
izleyip çay içmeye döndüğünde, ajandasının yanına almadığını hatırlayarak
odamdaki yazıcının yanına bıraktığı ajandasını alarak çantasına koydu.
Yani komiteyi ben ve Durak arkadaşımız yapmıştı. Aynı zamanda bir iki
komiteyi daha yazarak kendisine verdik.
Başkan daha sonra yaptığı açıklamada, bizim yazdığımız komiteleri açıkladı
ve göreve başladık.
Bunun üzerine başkanı aradım ve ben görevdeyken benim yerime birilerini
aramış olmanın onurumu zedelediğini ve bu saatten sonra sizlerle çalışmam
mümkün olmadığını söyleyerek görevi bıraktığımı ekledim. Bana yine birlikte
çalışmamızı söyleyen başkana o kırgınlıkla, bütün projelerimi geri çektiğimi
ve iyi çalışmalar dilediğimi belirttim. |
|
|
|
|
|
|