|
Editörün Kaleminden-10
“Seçim otobüsümüz çölde giderken,
Yoldaki tek ağaca çarpıp durdu.“
Çoktandır sizlerle birlikte olamadık.
Pek çok dostumuz, yazılarımızı beğendiklerini ve keyifle okuduklarını
belirterek, her gün yazmamızı isterken, bizler de zamanı geldikçe sizlere
hitap etmenin daha doğru olacağını düşünerek yazamadık.
Ancak, Editörün Kaleminden 9 ve daha sonra da 10 adlı yazıları yazdık ve
gerçek olduğunu iddia ettiğimiz bazı konuları gündeme getirip getirmemenin
nasıl tepki alacağını düşünmeye başladık.
Daha sonra bu yazıları gönül dostlarımıza göndererek okumalarını istedik.
Çünkü bize göre, “kantarın topuzunu
biraz kaçırmışız gibi” geldi.
Yazılarımızı okuyan dostlarımız, “bunları
yayınlarsanız çok büyük gürültü kopar, ancak yine de siz bilirsiniz”
diyerek fikir sundular.
Biz de ileriki günlerde “o gün yazamadık şimdi yazıyoruz.” diye
yayınlamak üzere bilgisayarımızda bir dosya açıp içine kopyaladık ve
beklemeye aldık.
………………………………………..
Sizlerden ayrı kaldığımız günlerde pek çok şey oldu.
Tabiri caiz ise bir sürü abuk subuk
dedikodu aldık. Birçoğu doğru, birçoğu da yalan olan ve kışkırtıcı şeyler
duyduk. Haber alma kaynaklarımız zehir gibi çalışarak bizi bilmediğimiz
konularda aydınlattı. Bazılarına inanamadık. Bazıları da terbiye sınırlarını
aşan cinsten ve çok çirkindi.
Bu arada, yorumsuz bir haber
ile yorumsuz bir resim yayınladık.
Mesajımız ilgili adreslere ulaştı. Kimileri
de “anlaşılmadı” diye “numara yapıp” suni sorun yaratmaya
kalkıştı. Ardından da cevabını 15’in üzerinde mesaj ile aldı.
Ancak bu kişinin bazı kişilere yakın ve
sahte rumuzlu bir kişi olduğu konusunda, herkes görüş birliğine vardı. Çünkü
yazılarında, tanıdığımız bir kişinin üslubu ve savunmaları vardı. Tahmin
ettiğimiz kişi değilse, bu kadar benzerlik olurdu ancak, bu zat pek hırçın
ve de acayip ters mantıklıydı.
Hele hele bizi hiç sevmiyordu.
Ne kötülük ettiysek, birilerinin gazına mı
gelmişti yoksa özgür iradesinin pusulasına birileri mıknatıs mı tutuyordu,
anlayamadık.
Yolluk ve harcırahlar konusunda bize gelen
eleştirileri sayfamıza yorumsuz olarak taşıdığımız için federasyon sitesinin
yazarı tarafından “ tuu kaka” ilan edildik.
Yazı çok ilginçti. Siteye göre, Federasyon
ödeneklerinde tasarrufa gidilmiş ve Genel Müdürlük nezninde “kredibilite”
artışı olmuştu. İşin bir başka yanı, “adeta ödül bekleniyor” havası
estiriliyordu.
En üst makam hemen ertesi gün ödülü
gönderdi ve Cumhuriyet Gazetesindeki özel bir demeç ile Genel Müdürün şu
sözü duyuruldu.
“Sınıfta kaldınız.”
“Haydaaaaa” diyemezdik ki.
Biz de site yazarını eleştirmek için,
atalarımızın deyimi ile “ bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” ya da “anlayana
saz anlamayana az” gibilerinden bir yorumu, okuyanlara iletmek üzere “yorumsuz”
başlıklı bir yayın yaptık.
Ne yapabilirdik ki.
Haberin haberi yapılamazdı.
………………………………………….
Gelelim, en taze haberlere.
Kaç gündür telefonlarımız zır zır çalıyor.
Ahizenin öbür ucundan şu haber geliyordu.
“Biliyor musun, Sema Başkan, aday
olacakmış. “
Ne diyelim. “Hayırlısı olsun” deyip
kapattık.
Çünkü gelişen olaylar karşısında yorum
yapmaya kalkarsak, kafayı çizebilirdik.
Kredibilite..
Sınıfta Kalmak…
Ve….
Aynı başkanın aday olacağının dedikodusu.
Ne dememizi bekliyorlardı ki.
Hayırlısı olsun dedik.
………………………………………….
Arkasından, Genel Sekreterin yıllık izninin 2 gününü geçirmek üzere Bursa’ya
gittiğini ve oradaki bazı antrenörler ile havuzda oturup sohbet ettiğini
duyduk.
Buyurun ne düşünürseniz düşünün. Veda turu
mu? Seçim ziyareti mi? Dostlarla buluşma mı? Adını ne koyarsanız koyun,
orada yapılan konuşmaların kalitesi daha önemliydi.
Sohbetten yakaladığımız en güzel söz, Genel
Sekreterimizin “bir başkanda olması gereken özellikleri kendisinin iyi
bildiği” yolundaki sözleriydi.
Bu kez “hayırdır inşallah “ dedik.
Bir anda, “aday sayısı artıyor “
galiba diye düşündük. Çünkü “Aday olan Genel Sekreter”i daha önce
görmüştük.
Seçimi kaybetmiş ve tekrar genel
sekreterliğe dönmüştü. Ama aynı Federasyonda değil. Başka bir Federasyonda
işe başlamıştı.
…………………………………………….
“Bizim seçim otobüsü, çöl yolundaki tek ağaca çarpıp durdu.”
Acaba ne olmuştu.
Birileri yola yağ ya da mazot mu dökmüştü
de araba yoldan çıkmıştı.
Yoksa mucurda mı kayıp vurduk.
Ya da engebeler yüzünden mi kaza olmuştu.
İnanın insanın aklına her türlü şey
geliyordu.
Öyle ya, seçimler bir sene sonraya kaldı ve
2006 da olması gerekirken 2007’ye kaldı.
Ocak ayı geçti. İnşallah Şubatın ilk ya da
ikinci hafta sonu olur da, taşlar yerine oturur diyoruz.
Yakında buluşmak üzere,
Şen ve Esen Kalın.
|