|
|
Kasım 2006 Haberler |
|
|
|
Editörün Kaleminden-7
İlki, yeni evlenen çoban ile ilgili. Çoban şehirde evlenmiş. Yeni eşini atın
arkasına bindirmiş. Köyünün yolunu tutmuş.
At, yolun başında bir kez tökezlemiş. Çoban atın kafasına parmağı ile
dokunup “bak bu biiiirrrr” demiş. Yolun ortasına geldikleri sırada at bir
daha tökezlemiş. Çoban yine aynı hareketi yapıp “baaaak bu ikiiiiii.” demiş.
Yeni gelin bu olayları şaşkınlıkla izlerken, köye iyice yaklaşmışlar ki, at
3 ncü kez tökezlemiş. Çoban dizginlere asılıp atı durdurmuş. Çiçeği burnunda
yeni karısına da in aşağıya demiş ve kendisi de inmiş. Belindeki babadan
kalma silahı çıkarmış ve atın alnına dayayıp, “üüüüç” diye bağırıp silahı
ateşlemiş. At düşüp ölmüş.
Şaşkınlıktan ve korkudan dilini yutmak üzere olan gelin hemen kendini
toparlayıp, “yahu bu hayvan bize ne yaptı da vurdun onu” demiş.
Çoban karısına dönmüş ve elini kafasına dokunup sesini de biraz yükseltip,
“Bak bu biiiiiiiiir.”
Bu hikayemiz, son günlerde adaylar arasında mekik dokuyanlara “ikiiiii “
diye ithaf olunur.
Köpeğin biri kocaman bir kemiği ağzına almış ve kulübesinin yolunu tutmuş.
Büyük bir su birikintisinin yanından geçerken bir an için duraksamış ve gözü
suya takılmış. O da ne suyun içinde bir kemik daha var. Halbuki bu gördüğü
kemik, ağzındaki kemiğin suya yansımasıymış. Su bir ayna gibi ağzındaki
kemiğin görüntüsünü kendisine yansıtıyormuş. Bir an için düşünmüş. Bu kemiği
de alırsam, 2 kemiğim olur. Ve kararını vermiş. Ağzını açmış ki, hiç kemiği
kalmamış.
|
|
|
|
|
|
|