 |
ARTIK YAZACAĞIM...
Bana dediler ki,
“-Sen yazı yazma. Çünkü her yazdığın ses
getiriyor.”
Bir başkaları dedi ki,
“-Bu konulara girme. Bazıları rahatsız
oluyor. Senin gördüğünü onlar göremiyor. Ya da görüyorlar işlerine gelmiyor.”
Hele hele bazıları ise,
“-Sen siteyi canlı tut. Yorum yapma.”
dediler.
Biz de söz gümüşse sükut altındır diyerek
sustuk.
Sonuç olarak, Türk yüzmesi adına konuşan
çok ses olmadığı gibi, konuşanı da susturdular.
Böylece, turkyuzme.com cansız bir
beden gibi durmaya ve sadece haber veren ruhsuz bir yayın organı haline
gelmeye başladı.
Ve sitemiz, “yorum yapmaması dostlar (!)
tarafından ricalanan” ve sessiz sinema oynanan bir tiyatro oluverdi.
Ama artık yeter diyor ve konuşma sırasının
bize geldiğini düşünerek başlamak istiyoruz.
Biz, milli takıma sporcu seçilirken didişen
bir topluluğuz. Onun dışında, gerçekten mutlu ve iyi insanlarız.
Çünkü bir kaçımız dışında fazla aşırılığı
olan yok.
Onlar da bizden “deli muamelesi” görerek
hak ettiği yere oturtuluyor. Kimse takmıyor.
Çoğumuz ona ya da onlara “he he”
deyip geçiyoruz.
Bazılarımız da var ki, hin mi hin, cin mi cin. Çocukken kurduğu çete
özlemini hala sürdürüyor ve yeni çeteler kurmak için neler neler yapıyor.
Ama militan sayıları hep çevresindeki 4 – 5 kişi ile kalıyor.
Hepsi de kırık palet, lastiksiz gözlük.
Bazıları da var ki, çok şey bildiğini
sanıyor ve “körler ülkesindeki tek gözlü adam kraldır” diyerek
geziyor.
Ve sanıyor ki, herkes kör bir tek o
görüyor.
Tam tersi, aramızda sadece bir tek, o tek
gözlü. Herkes görüyor.
Ve “he he” ye kanıp ahkam kesiyor. Meydanları boş bulup atıyor,
tutuyor.Yalan yanlış bol bol sıyırıyor.
Bazıları da var ki, en büyük benim. Siz bir
şey bilmiyorsunuz, edalarında. Sizden bir şey olmaz diyor. Herşeye akbaba
edası ile bakıp, sinsilik yapıyor. Tek kişilik ordusuyla ahkamı kesiyor.
Bunların da kim olduğu da biliniyor. Onlara da “he he” diyor ve
ekliyoruz;
günü geldiğinde senin de ibiklerin düşecek.
Daha önce birkaç kez düştüğü
gibi.
Biz neler gördük neler. Kimlerin kimlere yalakalık yapıp, oğlunu – kızını –
sporcusunu - memleketlisini adam etmeye çalıştıklarını.
Bizler ne Napolyonlar gördük, ne Şovenler. Ve de daha kimleri kimleri.
Ama bizler buradayız. Onlar ortada yok.?
Çünkü bizler hancıyız.
Onlar yolcu.
....................................
300 günlük maraton, özerlik serbestliğinin
Resmi Gazetede yayınlanması ile başlayacak.
Yani yasalarımıza göre 6 ay içinde yeni
başkanımızı seçmek zorundayız.
(Hele hele yeni sezon başlayıncaya kadar
seçilmesi arzusundayız.)
Yani kısacası yakında seçimimiz var.
Yani bayramımız var.
Zaman zaman hakarete uğrayan mesleğimiz
yakında özgürlüğüne kavuşacak diyoruz.
Ancak üzüntülerimiz de var.
Yine birbirimizden ayrılacağız.
Yine aramıza fit sokacaklar.
Son seçimler sırasında kırılan ve daha yeni
yeni iyileşmeye başlayan dostluklarımız yine zedelenecek.
Yine bazılarımız, sarı listelere adını
yazdırıp “bir şey olma” çabası içine gireceğiz. Bazılarımız da öbür listede
“baş
altı” olmaya çalışacak.
Bazılarımız da yüzmeyi yeniden kuracak
)))))))
Hayırlısı olsun diyoruz.
Son bir yıl içinde kulağımıza bir sürü
fısıltı geldi. Adaymış denilen bir sürü isim söylendi. “Var ya” diye
başlayan “aman benden duymadın” ile devam eden ve “göreceksin”
ile süren bu dedikodular hala devam ediyor.
“Yazılmasın”-“edilmesin” deniyor ama, herkes birbirine yüzyüzeyken ya
da telefonla söylüyor. “Şu da adaymış, bu da adaymış” diyor.
Eğri oturup doğru konuşalım.
Şurada bizbizeyiz. Biz de bu fısıltıları
yazalım ve mozaiğimizi iyi görelim diyoruz.
Elçiye zeval olmaz. İşte kesin olmamakla
birlikte duyduklarımız ve fısıltı gazetesinin gündemi..
Bunlardan ilki, yüzmeye başladığımızdan beri sesini
ya da yüzünü en fazla gördüğümüz bir isim. Kiminin “abisi”. Kiminin
“Mustafa”sı. Kiminin “konuya en hakim” dediği eski bir şef. Kendisi halen
Devlet memuru. Bu yüzden fazla ön plana çıkamıyor. Hatta duyumlarımıza göre
bir fısıltı ile üst makamlardan fırça yiyen birisi. Mustafa Tuncer.
İkincisi, yine içimizden birisi. Kendisi Ege’li. Tuborg’ta başlayan
antrenörlüğünü daha sonra Ege Üniversitesinde sürdüren ve Federasyonun
yönetim kurulu, eğitim kurulu ve teknik kurul gibi kademelerinde çalışan bir
arkadaşımız. Şu an bilimselliği seçen ve Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve
Spor Yüksekokulu’nda Doçentlik kariyerine ulaşan birisi. Bahtiyar
Özçaldıran.
Üçüncüsü ise Ankara’lı. Birkaç dönem Federasyon yönetim kurulu üyeliği
yaptı. 2 kızı da yüzücüydü. Yüzmeyi seviyor. Adı Naci Meriç.
Dördüncü isim, bildik bir isim. Uzun yıllar Yüzme Federasyonunda çalıştı.
Geçen Başkanlık seçimlerine katıldı. Halen Güreş Federasyonu Genel
Sekreterliği yapıyor. Adı Fikret Bulutçu.
Beşinci isim, İzmir’lilerin eski bir yüzücü ve iyi bir su topçu olarak
tanıdığı isim. Halen İstanbul’un tanınmış ünlü bir avukatı. Bir dönem
Küçüksöz yönetiminde çalıştı. Sonra yolları ayrıldı. Adı, Onat Yıldırım.
Altıncı ve yedinci isimlere gelince, bir kızgınlık sırasında mı söylendi
yoksa gerçekten ciddi miydiler bilemiyorum ama, bunlardan birisi
akademisyen. Üniversiad oyunları sırasında benimde bulunduğum bir ortamda
altı çizilerek “ falanca adaysa ben de adayım” dedikleri için yazıyoruz.
Kendisi eski bir maratoncu. Adanalı. Halen Marmara Üniversitesi Beden Eğitim
ve Yüksekokulu’nda görevli bir Yardımcı Doçent. Adı Ahmet Bozdoğan.
Diğer isim ise, yine yıllardır Burhan Felek Kapalı Havuzunun en tanınmış
isimlerinden birisi. 2-3 ay önce bir televizyon kanalında “1 saatte yüzme
öğretiyorum” diyerek gündeme gelen eski bir güvenlik mensubu. Adı Cengiz
Altaylı.
Halen Başkanlığımızı yapan ve bu arada amansız bir hastalığa yakalanan
yeğeninin tüm sorumluluğunu üstlenen Sema Küçüksöz’e öncelikle büyük geçmiş
olsun diyoruz. Sema hanımın şu an bu seçimleri düşünecek durumda olmadığını
ve hastasıyla uğraştığını bilerek, seçim konusunda ne bir hatırlatma ne de
bir yorum yapmayı arzu etmiyoruz.
300 günlük maraton için şimdilik “take
your marks” diyoruz.
Ve bizi 2008 olimpiyat oyunlarına kadar
temsil edecek, yani 2,5 yıl görev yapacak bir Federasyon Başkanını seçmek
için starta geçiyoruz.
Ve de başka isimlerin de çıkacağını umarak
düdük sesini bekleyelim diyoruz.
..........................................
Ancak şunu hiçbir zaman unutmayalım.
Aday sayısı arttıkça, bizi temsil edecek
adayın küçük bir oy yüzdesiyle makama oturacağını ve bir çoğumuzu temsil
etmeyeceğini düşünmenizi önemle hatırlatıyoruz.
Çünkü, aday sayısı çoğaldıkça, seçilecek
olan adayın bizi temsil etme yüzdesi düşecek. Böylece, % 20 nin oyu ile
gelecek bir başkan, bazı çıkar çevrelerinin dışında kimseyi temsil
etmeyecek. Ve geçecek 2 yıl, herkese zehir olacak.
Onun için diyoruz ki, gelin birlik olalım, 2 ya da en fazla 3 aday üzerinde
anlaşıp, bu adayları oylayıp, adam gibi bir seçim yapalım.
Ne dersiniz ?
Esen Kalın.
|
 |