18/10/2005

Öğr. Grv. Haluk OKUR

Anadolu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu

Türkiye’de en fazla antrenör Basketbolda.. İkinci sırada burun farkıyla Voleybolun önünde “Yüzme” yer alıyor.

TÜRKİYE’DE HALEN RESMİ OLARAK

2.240 YÜZME ANTRENÖRÜ VAR.

 

          1960 yılından bu yana Federasyonların gözetiminde açılan antrenör kurslarından mezun olanların sayısı 3 bini aştı.

 

          Ancak son 8-9 yıldır yapılan yeni bir düzenleme ile bu antrenörlerden, istenilen belgelerini tamamlayıp Eğitim Daire Başkanlığına başvuranlara yeni belge gönderildi. İşte bunların sayısı 2.240.

 

          Ayrıca, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarından mezun olup, öğrencilikleri sırasında gördükleri “yüzme” dersine ilişkin bir belgeyi, okullarından aldıktan sonra aynı daireye başvuran ve antrenörlük belgesi alanlar da bu sayının içinde yer alıyor.

 

          1’den 5’e kadar olması gereken kademelendirme, yüzme sporunda maalesef 3. Kademede ve de yerinde sayıyor.

 

          Bugüne kadar 3 ncü kademe kursu ise hiç açılmadı. Kademesi belgelerle yükseltilen ve monitörlüğün kalkması ile herkesin 1 kademe yükselmesi sonunda 3’ncü kademeye yükselenlerin sayısı yüzleri buldu.

 

          Bu yıl mezun olan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük Bölümü mezunlarının da 3. kademeden diploma almaları sonunda(!), yeni bir düzenlemeye gidilmesi adeta zorunlu hale geldi.

           

          1976 yılından sonra temelleri atılmaya başlanılan “ısıtmalı ve kapalı” yüzme havuzlarının 1980 yılından itibaren hizmete açılması ile yüzme sporunda yeni bir çağ başlatıldı.

 

          Ancak havuzların açılması ile birlikte çalıştırıcı sorunu ortaya çıktı. Yeni havuzu olan illerin talebi üzerine, antrenör kursları düzenlendi ve illerin çalıştırıcı ihtiyaçları karşılandı.

 

          Bu arada 1980 öncesi Spor Akademilerinden “yüzme uzmanlık branşı” ile mezun olanlar ve 80’den sonraki Eğitim Enstitülerinin Beden Eğitimi Bölümü “yüzme branşı”ndan mezun olanların görev alması ile yüzme sporunda kıpırdanmalar başladı.

 

          Bu yıllarda, o dönemin Beden Terbiyesi il Müdürlüklerine kadrolu yüzme antrenörler alınmaya başlandı.

 

          1986 yılında Orhan Mengi’nin İtalya’n modelini Türkiye’ye uyarlaması ile birlikte 26 günlük kurslar dönemi başladı. İlk olarak Eskişehir’de açılan bu kursa 28 kursiyer katıldı ve mezun oldu.

 

          Bu kursun süresi daha sonra kısaltıldı ve 14 güne indirildi.  Şimdilerde ise 12 gün ile sınırlandırıldı. Beden Eğitimi mezunları bu kursların ilk haftasındaki derslere girdikten ve 2 dersin sınavını verdikten sonra antrenör olurken, diğer adaylar, 1 hafta daha kalıp 14 ders alarak ve sınavına girerek kursu tamamlıyorlar.

 

          Kursun ilk haftası şöyle geçiyor.

          Pazartesi günü kurs başlıyor. Öğlene kadar kimin yüzme bilip bilmediğini saptamak ve 100 m. Karışık yüzdürülerek, teknikleri ne ölçüde bildiği sınanıyor.

 

          Öğleden sonra başlayan derslerin ilk günü, yüzmede teknik ve taktik dersi ile start alıyor. 2,5 gün içinde bir çocuğa nasıl yüzme öğretileceği ve bunun yöntemleri anlatılıyor. Sabah yapılan dersler, öğleden sonraki havuz uygulamaları ile pekiştiriliyor. Ardından teknikler birer birer incelenip film gösterimleri ile anlatılıyor ve yüzdürülüyor. Çarşamba günü öğle saatine kadar öğretilenler, önce yazılı sınav ile sonra da uygulama sınavı ile sınanıyor.

 

          Perşembe günü özel antrenman bilgisi dersi veriliyor.

          Yüzmeyi öğrenen çocuğa, yaşına uygun olarak uygulanacak antrenman yöntemleri ele alınıp inceleniyor. Branşlaşma ve branş seçimi ile tekniklerin daha hızlı yüzülmesine dönük son gelişmeler ele alınıyor. Kara ve su çalışmaları tek tek incelenip, yıllık 1 ve 2 dönemlik zirve antrenmanları nasıl verilir ve antrenman programı nasıl yazılır, bunlar öğretiliyor. Cuma günü öğleden sonra sınav yapılıyor. Cumartesi günü oyun kuralları dersi başlıyor. Yani kısacası hakemlik bilgisi veriliyor. A dan Z ye tüm tekniklerdeki diskalifiyeler ele alınıp olması ve olmaması gerekenler anlatılıyor. Öğleden sonra sınav yapılıyor ve yüzmeye dönük dersler sona eriyor. Pazar gününden öbür Pazar gününe kadar Sporda Öğrenim Yöntemleri, Yetenek Seçimi ve İlkeleri, Sporda Ölçme ve Değerlendirme, Genel Antrenman Bilgisi, Spor Anatomisi, Spor Fizyolojisi, Sporcu Sağlığı, Spor ve Beslenme, Psikomotor Gelişimi, Sporda Yönetim ve Organizasyon, Spor Psikolojisi ve Beceri Öğrenimi gibi dersler alınıyor. Tüm derslerden geçen kursiyer, mezun olarak antrenörlük belgesi alıyor.

 

          Hızlandırılmış ve bilgi bombardımanına dayalı olarak geçen bu kurs sürecince en önemli şey, not tutmak ve hocaların verdikleri notları fotokopiye çekip, kaynak toplamak. Yani ilerideki günlerde tortuya dönüşen bilgileri hatırlamak için bilgi bankası oluşturmak.

 

          Bu kursları 1980 li yıllarda Yılmaz Özüak, Orhan Mengi ve rahmetli Hikmet Özün hocalar ile Federasyon personeli ve yüzme antrenörü Mustafa Tuncer veriyordu.

 

          Şimdi Profesör olarak Hacettepe Üniversitesi’nde görev yapan Reha Alpar, 1986 yılından itibaren beni de devreye soktu ve ikinci kuşak antrenör hocaları dönemi başladı. Bu kuşağa daha sonra Serhat Çetinkaya (halen Trakya Üniversitesi BESYO öğretim elemanı), Bahtiyar Özçaldıran (halen Ege Üniversitesi BESYO Müdür yardımcısı ve Doçent Dr.), Mustafa Apak ( 9 Eylül Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü Yardımcı Doç. Dr.), Mustafa Iğdır, Çiçek Karakıvrak’ı dahil etti. Bu yıllardan sonra Adnan Turgut (Akdeniz Üniversitesi BESYO Yrd.Doç.Dr.), Akif Sözeri, Ali Özüak ( Marmara Üniversitesi BESYO öğretim elemanı), Alpan Cinemre (Hacettepe Üniversitesi Spor. Bil. Ve Tek. Y.O. Dr.), Hüseyin Turgut (Hacettepe Üniversitesi Spor. Bil. Ve Tek. Y.O. Dr.), Gürbüz Balemir(Büyük Kolej Antrenörü), Bahattin Katipoğlu (ODTÜ Havuz Müdürü ve antrenör), Levent Camuşcuoğlu (Terakki Vakfı Lisesi antrenörü), Ahmet Bozdoğan (Marmara Üniversitesi BESYO Yrd.Doç.Dr.), Cengiz Altaylı (Hatay Altay kulübü Yüzme Antrenörü) yüzmede teknik taktik ve özel antrenman bilgisi derslerine girmeye başladılar.

 

          Reha hocanın burada en çok dikkat ettiği konu,  konulara hakim olan hocalara ders verdirmek ve belirli bir dönem aynı hocalarla yüzmede tek tip eğitimi yakalamak. Yani doğudaki bir antrenör ile batıdaki bir antrenörün aynı dili konuşmaları ve aynı şeylerin anlatılarak iyi antrenörler yetiştirilmesiydi. Bu nedenle, özellikle 1 kademe yada temel kursu uzun yıllar hep aynı hocalar verdi.

 

          2000’li yıllardan itibaren 3 ncü kuşak hocalar dönemi başladı. Bu dönemde İ.Yavuz Dal (Anadolu Üniversitesi BESYO Okutman), Ahmet Karabulut ( Adıyaman antrenör), Seçkin Soydan (Kocaeli Yıldızlar Kulübü antrenörü), Akın Ongun (Ege Ünviersitesi BESYO öğretim elemanı) derslere girmeye başladılar.

 

          Federasyon kursları bu şekilde verilirken, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında verilen dersler nasıldı?

 

          Başımdan geçen ilginç bir olay beni hem üzdü hem yaraladı. Çünkü, bizler kendi üniversitelerimizde bilimsel çalışmalar yapıp, Amerika’daki literatürü tercüme ederek inceler ve uygularken, meslekdaşlarımız aynı çalışmaları yapıyor muydu?

 

          ODTÜ havuzunda yapılan Üniversitelerarası Yüzme Müsabakalarının 1 nci gününü bitirmiş otelimize dönüyorduk. Üzerinde eşofman olan ve yaşı öğrenciden büyük olan birisi otobüsümüze el kaldırarak, yağmurlu havada kendisini almamızı istedi. Şoföre dur diyerek bu kişiyi aldık. Küçük bir sohbetten sonra kendisinin ismini açıklamak istemediğim bir üniversitede yüzme derslerine giren cimnastik dalı hocası olduğunu öğrendim. Aracımız Ulus’a gelirken, bana dönüp ellerini serbest yüzme şeklinde havada döndürerek, “ sizde bele bele yüzmenin kitabı var mı?” diye sordu. İşte yıkıldığım an bu andı.

 

          Bazı üniversitelerde seçmeli olarak yapılan yüzme derslerinin sıraların üzerinde yapıldığını ve öğrencilerin suya girmeden ve gerek kendisi, gerekse bir çocuk ile uygulama ve deneme yapmadan mezun olduğunu duymuştum.

 

          Ama bu kadarına ise ancak pes denirdi ve ben bunu bizzat yaşadım.

 

          2 yıl öncesine kadar adı monitör olan, sonradan yapılan düzenleme ile adı 1.kademe olan kurslarda çocuğa nasıl bone takılacağı, ayak tahtasına, ayak tahtası, pulboya pulboy denileceğini öğretmek gerekirken, yüksek düzeyde antrenman bilgisi aktarıldığına şahit olduğum zaman da aynı kaygıları yaşadım.

 

          Başka neler yaşadım.

          Çocuklara küfür ederek yüzdürmeye çalışanları gördüm.

          Tüccar antrenörler gördüm.

          Yüzmeyi yeni öğrenen çocukları bırakıp sigara içmeye giden antrenörleri gördüm.

          Son yıllarda elindeki cep telefonu ile mesaj yazarken, önünde suya dalıp çıkan çocukları görmeyen antrenörleri gördüm.

          Elinde koca bir sopa ile çocuklara bağırıp çağıran ve antrenör olmadığı halde ucuza iş yapanları gördüm.

          Sualtı Federasyonundan aldığı cankurtaran belgesi ile çocuk çalıştırmaya çalışanları gördüm.

          Sandalyeye oturup antrenman verenleri gördüm.

          Yumurta topuklu ayakkabısı ve ayağında pantolon ile çocuk yüzdürenleri gördüm.

          1 saatte çocuk ya da adam yüzdürdüğünü iddia edenleri ve 3 ders için 1 milyar lira isteyenleri gördüm.

          Haşema ile yüzme öğretenleri, çocuğu suya atarak yüzme öğretenleri gördüm.

          Kendisini seyredenlere hava olsun diye bağırıp çağıran ve çocuklara korkudan başka hiçbir şey vermeyen antrenörleri de gördüm.

          Çok bildiğini sanıp hiçbir şey bilmeyenleri gördüm.

          Yüzmenin kendi tekellerinde olduğunu sananları gördüm.

          Yüzme bizim işimiz deyip gezinen ve gözgöze gelemediklerimizi gördüm.

          Kendi çocuğunun peşine takılıp milli takıma girmek benim hakkım diyenleri, bir yılda yüzme adına tek satır okumayıp kendini çok şey sananları gördüm.

          O kadar çok şey gördüm ki, görmeyi bildiğimi gördüm.

          Ancak bir şeyi göremedim.

          Sıcak dostlukları ve birlikteliği….

 

 

Geri Dön - Anasayfa

Turkyuzme.com sayfaları en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğü (ya da üstü) ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve/veya Netscape 4.6+ kullanmanızı tavsiye ederiz.

Turkyuzme.com - 2002-2005. All Rights Reserved.